RÖPORTAJ | ALİ BÜYÜKASAR

 

13 senedir BJK Kongre üyesi olan, 2013-2017 yılları arasında Genç Beşiktaşlılar Grubu’nun başkanlığını yapan ve son olarak Sarıyer Spor Kulübü’nde dört yıllık başarılı yöneticilik kariyeriyle, genç jenerasyonun dikkat çeken spor yöneticilerinden olan Ali Büyükasar, sitemize birbirinden önemli açıklamalarda bulundu. Genç yönetici, tüm samimiyetiyle gündemin merak edilen konularını kamuoyu ile paylaştı. Biz sorduk, Büyükasar içtenlikle cevapladı...

 

Profesyonel spor yönetici kariyerinize genç yaşta Sarıyer Spor Kulübü’nde başladınız. Aradan 4 sene geçti ve büyük tecrübeler elde ettiniz. Kısaca bu konu hakkında fikirlerinizi alabilir miyiz? 

 

Sarıyer Spor Kulübü Türkiye’nin köklü ve büyük camialarından biridir. Mazisiyle İstanbul’un 4. büyük futbol takımıdır. Türk spor tarihinde Balkan Kupası’nı kazanmış üç takımdan biridir. Milli takım seviyesinde nice oyuncular yetiştirmiş, marka değeri yüksek değerli bir camiadır. Bende toplamda dört dönem olmak üzere, 4 senedir bu güzide kulüpte “Genel Kaptan- Futbol Şube Sorumlusu, Basın sözcüsü ve Türkiye Futbol Federasyonu Temsilcisi” görevlerini yerine getirdim ve halen genel kaptanlık görevim devam etmekte. Yine aynı şekilde 2.lig ve 3.lig Kulüpler Birliğinin kurulma aşamasında kulübü temsilen yürütülen çalışmalarda yer aldım. Sarıyer’de doğup büyüyen biri olarak Sarıyer Spor Kulübü tarihinde görev yapan en genç yönetici olmak ve bu camiaya hizmet etmek şahsım için büyük bir onurdur. Her geçen sene yeni şeyler öğreniyorum. Spor yöneticiliği ile ilgili ilk günkü heyecanımı koruyorum diyebilirim.

 

Virüs sürecinde tüm dünyadaki ligler süresiz olarak ertelenmişti. Şimdilerde ise olumlu yönde gelişmeler var, dünyadaki ve ülkemizdeki son durumu özetleyebilir misiniz?

 

Salgının yavaş yavaş kontrol altına alınmasıyla ilgili güzel haberler aldık. Dünyanın çeşitli yerlerinde futbola dönüşün yavaş yavaş başladığını görüyoruz. Son gelişme olarak Coronavirüs nedeniyle 1 aydır askıda olan Türkmen liginde erteleme kaldırıldı, sezon kaldığı yerden geçtiğimiz günlerde tekrar başladı. Tacikistan, Belarus, Burundi ve Nikaragua gibi ülkelerde futbol heyecanı devam ediyor. Coronavirüsü salgını nedeniyle askıya alınan Rusya Premier Lig'in Haziran ayı sonunda yeniden başlatılmasının planlandığı belirtildi.

Ligden yapılan açıklamada, maçların Haziran sonunda başlatılıp, 2 Ağustos'a kadar bitirilmesinin hedeflendiği kaydedildi. Çekya'da Coronavirüs salgını nedeniyle ertelenen futbol liglerinin 25 Mayıs'ta başlaması planlanıyor. Coronavirüs nedeniyle liglere ara verilen Almanya'da yetkililer Mayıs ayı sonunda futbola yeniden izin verilmesinin düşünülebileceği konusunda fikir birliğine vardıklarını açıkladılar.  Ülkemizde de Haziran ayının 2. haftası muhtemel başlangıç tarihi olarak öngörülüyor. 

 

Dünya kamuoyundan takip ettiğimiz kadarıyla liglerin iptal edilmesi hususunda fazlasıyla karşıt görüşte yer almakta. Arjantin Futbol Federasyonu Başkanı Chiqui Tapia, Coronavirüs salgını nedeniyle liglerin iptal edildiğini açıklayarak mevcut puan durumuna göre kupalara katılacak takımların belirleneceğini söyledi. 17 Haziran'da yeniden başlaması planlanan Fransa Ligue 1 ve Fransa Ligue 2 iptal edildi. Nihai karar önümüzdeki Salı günü açıklanacak. Geçtiğimiz günlerde Hollanda Futbol Federasyonu da virüs nedeniyle liglere devam etmeme kararı almıştı. Belçika Futbol Federasyonu da ligleri tescil etme yoluna giderek ve kalan haftaların oynatılmayacağını duyurdu.

 

 

Liglerin kaldığı yerden oynatılması gündemdeki yerini koruyor. Super Ligde kalan 8 hafta, alt liglerde kalan 6 hafta ve play-off sizce nasıl oynatılmalı? 

 

Öncelikle liglerin kesinlikle iptal edilmemesi ve mecbur kalınmadıkça tescil yoluna gidilmemesi hususundaki fikirlerimi açıkça ifade etmek isterim. Burada takımların vermiş olduğu büyük emekler var. Hayat normale döndüğü takdirde, ben liglerin kaldığı yerden devam etmesini temenni ediyorum.

 

Liglerde kalan haftaların haftalık olarak değil; bir takımın haftada 2 maç yaparak organize edilmesi en mantıklı çözüm olarak gözüküyor. Madem bir takım haftada iki maç oynayacak, ilk maçlar pazartesi, salı, çarşamba oynansın. İkinci maçlar Cuma, Cumartesi, Pazar yapılsın. İlk maçını Pazartesi oynayan takım, ikinci maçını Cuma, Salı günü oynayan takım Cumartesi, Çarşamba oynayan takım da Pazar günü ikinci maçlarını yapsın. Böylelikle olması muhtemel yığılmaları önleyebiliriz. Play-off süreci içinde aynı yöntem uygulanabilir. 

 

Maçların hepsinin bir şehirde oynatılması fikri ortaya atıldı ancak sonrasında mevcut düzenin korunacağı söylenildi. Tartışmaları nasıl değerlendirirsiniz? 

 Maçların belirlenecek olan bir ilimizde oynatılması fikrini de ilk savunanlardanım. Antalya ve ilçesi Alanya’nın bu noktada ön plana çıktığını görüyoruz.  Antalya’da 3 büyük stadyum ve yaklaşık 200 tane saha mevcut. Antalya; otel olanakları ve yatak sayısı olarak Türkiye’nin bir numarası. Ligler seyircisiz oynatılacağına göre bu mevcut saha ve otel sayısı tüm profesyonel takımlarımıza fazlasıyla yetecektir. Bu olay aynı zamanda virüsten olumsuz etkilenen turizm sektörü için büyük bir fırsattır. Aksi takdirde deplasmanlı fikstürde ulaşım ve konaklama hususları sağlık tedbirleri açısından büyük sorun yaratacaktır.

 

 Futbol Kulüpleri Ekonomik Açıdan Nasıl Etkilenecek?

 

Futbol Kulüplerinin gelirleri; maç gelirleri, ticari gelirler ve yayın gelirleri olarak üç ana başlığa ayrılmaktadır. Ekonomik olarak; ertelenen veya iptal edilen müsabakalar, kulüplerin büyük gelir kaynağı olan maç ve ticari gelirlerini önemli ölçüde etkileyecektir. Örneğin, kulüpler maç günü bilet gelirlerinden yararlanamayacaktır. Bunun dışında, seyircinin olmadığı müsabakalarda ürün satışını da dahil olmak üzere kulüplerin ticari gelirlerinde büyük miktarda azalma meydana gelecektir.

 Yayıncı kuruluşun ligler başlayana kadar ödeme yapılmayacağını açıklaması da gündeme bomba gibi düşmüştür. Seyircilerin olmadığı bir ortamda önce reklam ve sponsor şirketlerinden kaynaklanan zararlar, ardından ise yayıncı kuruluştan alınamayan hakkedişler büyük bir ekonomik krize yol açacaktır. Tüm bunların sonucunda maddi olarak en çok zarar edecek kurum, bu zincirin son halkası olan futbol kulüpleridir.


Futbolcuların Ödemeleri Konusunda Ne Tür Problemler Olabilir?

 

Son günlerde en çok konuşulan konu futbolcuların maaşlarında indirime gidip gitmeyeceği ya da kulüplerin futbolcuların maaşlarını bu kriz döneminde nasıl ödeyeceği olarak ön plana çıkıyor. Liglerin ertelenmesi sebebiyle dünyada ve ülkemizde tüm spor kulüplerinin ne tür gelir kaybına uğrayacaklarını bir önceki soruda kısaca belirttik. Gelirlerini yitiren kulüplerin futbolculara karşı sözleşmeyle belirlenmiş ödemeleri yapabilmeleri şuan için imkansız hale gelmiştir. Birçok Süper lig başkanı ve yöneticisi şu durumda ödeme yapamayacaklarını açıkça beyan etmiş durumdalar. Bu sıkıntılı süreçte futbolcular ve kulüpler karşılıklı fedakarlık yapmalıdır. Unutulmamalıdır ki, kulüplerimiz yaşadıkça futbol oynanabilir. Bu krizden nasıl el birliği ile en az zararla nasıl çıkılabilir şimdiden konuşulmalı ve gerekli tedbirler ivedilikle alınmalıdır.

 

Sarıyer Spor Kulübü açısından mevcut süreci ve takımın durumu nasıl değerlendiriyorsunuz ? 

 

Oyuncularımız teknik ekibimizin verdiği bireysel antrenmanlara büyük bir titizlikle evlerinde uyuyor. Bunun dışında haftalık olarak telekonferans yöntemiyle gerek takım kaptanımız olsun gerek teker teker oyuncularımız ile olsun irtibat halindeyiz. Oyuncularımızın ve teknik heyetimizin her birinin morali yüksek durumda olduğunu söyleyebiliriz. TFF den liglerin başlayacağına dair net bir tarih bilgisi geldiğinde ivedilikle oyuncularımızı kampa alarak lige hazır hale getireceğiz. Bu süreçte hiç kimse karamsarlığa kapılmasın. Play-off hattının 5 puan gerisindeyiz. Henüz biten hiçbir şey yok. Ligin bitmesine 6 hafta var. Bu demek oluyor ki son düdüğe kadar mücadelemize devam edeceğiz. Umutluyuz ve takıma olan inancımız yüksek seviyede devam etmektedir. Birbirimize moral ve destek vereceğiz. Biz bir sporcumuzun sağlığını, bin maçın oynanmasına değişmeyiz. Teknik heyetlerin, sporcuların ve halkımızın sağlığı her şeyin önünde gelir.

 

Beşiktaş’a dönecek olursak Kulübün ağır borç yükü altında olduğunu görüyoruz. Eski başkan ve yönetim kuruluna büyük eleştiri yapıldı. Seçim yapılarak yeni bir başkan ile beyaz sayfa açıldı. Ancak benzer eleştiriler halen yapılmakta, fikirlerinizi alabilirmiyiz ? 

 

Şu anda üstesinden gelinmesi gereken en önemli sorun Beşiktaş’ın çarpık mali tablosudur. Beşiktaş’ın doğru ve gerçekçi hedefler doğrultusunda yönetildiğini söylemek, ne yazık ki mümkün değildir. Beşiktaş’ın toplam borcu son açıklamalara göre yaklaşık 3 milyar Türk Lirası seviyelerine ulaştı. Hatta bu rakamında üstünde olduğunu iddia edenler çoğunlukta. Kulübün gelirleriyle giderleri arasında büyük bir fark var. Kulüp borç içinde ve borç günden güne büyümekte olduğunu görüyoruz. Beşiktaş Futbol A.Ş. borca batık şirket konumundadır ve bu bilanço ile yola devam etme imkanı kesinlikle yoktur.

 

Yeni başkan sn. Ahmet Nur Çebi ve yönetim kurulu konusuna gelirsek; kendileri “güçlü başkan güçlü yönetim” sloganıyla yola çıktılar. Bu söylemler camiada büyük bir beklenti yarattı. Taraftar ve üyeler güç deyince önce ekonomik güç sonrasında ise sportif başarı bekler. Ancak üzülerek görüyoruz ki yeni yönetim Beşiktaş’ı ekonomik olarak rahatlatmadı ve bu yükü  taşıması da zor gözüküyor. Beşiktaşlıların beklediği alanlarında öncü, sportif bilgi birikimi yüksek olan ve ekonomik güçleri çok üst seviyede olan yönetim kurullarının oluşturulmasıdır. Seçileli aylar oldu ancak uzun süredir çalışanların maaşlarının ödenmediğini, oyuncuların alacakları ile olan sorunların devam ettiğini ve amatör branşların kapanma noktasına geldiğini üzülerek takip ediyoruz. Böyle giderse yeni yönetimde görev süresini tamamlamakta güçlük çekebilir. Bir başka olumsuz konu ise bir türlü Beşiktaş’ın geçmişi ile yüzleşememesidir. Sayın Çebi ve ekibi sürekli geçmiş yönetimlerden şikayet etmekte ve çeşitli iddialar ortaya atmaktadır; şayet var ise bir önceki yönetimin hizmet ettiği dönemdeki usulsüzlükleri ortaya çıkarmalı ve kanun önünde gereği yapılmalıdır. Son yıllardaki yolsuzluk dedikoduları ve suçlamalar camiamıza hiç yakışmıyor.

 

 

Beşiktaş’ın ekonomik olarak rahatlaması için sizce neler yapılmalıdır?

 

Beşiktaş’ın mali açından en temel sorunu kuru stabilize edememe sorunudur. Türkiye’de döviz kuru artık ne yazık ki öngörülebilir olmaktan çıkmıştır. Kur, ancak sabitlenirse ya da stabilize olursa kulübümüz ekonomik olarak rahat bir nefes alabilir. Kurdaki bu hareketlilik aynı zamanda sponsor firmalar için de büyük bir risk oluşturmaktadır. Döviz kurunun öngörülebilir olmaktan çıkması ve yaşanılan hareketlilik Beşiktaş için acilen önlem alınması gereken ciddi bir sorun teşkil etmektedir. Sözleşmeler bu esaslar göz önünde bulundurularak yapılmalıdır.

 

BJK Futbol Yatırımları AŞ’nin, kısmen gelirleri artarken, diğer taraftan  da daha büyük oranda giderleri ve borç stokları artmaktadır. Adeta her gün bir  önceki günü aratmaktadır. Çözüm konusunda adım atılmamıştır. Gelir ve sürdürülebilir bir borçlanma  dengesinin oluşturulmasına, tasarruf sağlayıcı önlemlerin uygulanmasına yönelik bir çalışmaya ve gelecek için planlama yapılmasının zaruri olduğu kanaatindeyim. Kulübün personel sayısı acilen yarı yarıya azaltılmalıdır. Geçmişte olduğu gibi astronomik maaşlara profesyoneller alınmamalıdır. Personel için pozisyonu ne olursa olsun tavan maaş ücretleri belirlenmeli (örnek: 5.000 TL) ve bu ücretin üzerine çıkılmamalıdır. Paradan ziyade gönüllülük esası ön plana çıkartılmalıdır. Özellikle futbol takımındaki giderler yarı yarıya kısılmalıdır. Kabul etmeyen oyuncular ile seneye yollar ayrılmalıdır. Gelir getirici sponsorluklara önem verilmelidir. Başka basketbol olmak üzere amatör branşlara kısmı-özerklik getirilerek alt yönetim kadroları oluşturularak senelik maliyetten tasarrufa gidilebilir.

 

Beşiktaş’ın mevcut puan durumu ve Sergen Yalçın hakkında ne yorumda bulunmak istersiniz ? 

 

Takım hakkında çok fazla söylenecek bir konu olduğunu düşünmüyorum. Son senelerde istikrarlı olarak en iyi oyuncularımızı kaybettik. Yerlerine çok daha zayıf oyuncuları transfer ediyoruz. Çok eksiğimiz var ve üzülerek ifade ediyorum ki, şampiyonluk şansımız oldukça zayıf. Başkan ve yönetimin sürekli şikayet ettiği ve ekonomik söylemlerin moral bozucu olduğu bir ortamda oyuncular ne yapabilir? Sergen hoca meselesine gelirsek; kendisi kulübümüz için çok önemli değerdir. Sene sonu sportif başarıya bakılmaksızın istikrarın devamı açısından kesinlikle Beşiktaş'ta kalmalı ve en az iki sezon sabredilmelidir. Yabancı takımlar senelerce hocalarında ısrar ediyor ve bu ısrar neticesinde başarıya ulaşıyorlar. Türk futbolunda da istikrar olması gerektiği kanaatindeyim. Bu konuda bir parantezde Beşiktaş Yönetim Kuruluna açmak isterim. Futbol ile ilgisi olmayan ancak başkan ve yöneticilerin etrafını saran bir takım şahıslar futbol takımından derhal uzaklaştırılmalıdır. İş ehline teslim edilmeli. Beşiktaş futbol yönetiminde kurumsallaşmalıdır.

 

  

Spor yöneticiliği ile ilgili hedeflerinizi alabilirmiyiz? Son olarak neler söylemek istersiniz?

 

Öncelikle Sarıyer Spor Kulübünde üst lige çıkma başarısını yaşamak istiyorum. Yakın gelecek hedefi olarak Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulunda yer alarak Türk futbolunun ve özellikle alt liglerdeki takımlarımızın kronikleşen sorunlarının çözülmesine katkıda bulunmak isterim. Alt ligler yıllardır üvey evlat muamelesi görmekte ve birilerinin bu duruma son vermesi gerekmektedir. Beşiktaş ile ilgili olaraksa; Allah bir gün nasip ederse futboldan sorumlu yönetim kurulu üyesi olmak tabi ki isterim.

 

Son olarak virüs süresince vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, tedavi görenlere de şifa temenni ediyorum. Bu süreci atlatacağız. Uyarılara kulak verelim. Yetkili kurullarımızın ve Sağlık Bakanlığımızın uyarılarına uyalım. Tedbirli ve sabırlı olalım diyorum. Sağlıkla kalmanız temennisiyle herkese selamlarımı iletiyorum.

 



Post a Comment

Daha yeni Daha eski