TAKIM ANALİZİ | SHEFFIELD UNITED

Yazarımız Mertay Kayışkıran (@alexdesouza383) Sheffield United takımını kaleme aldı.

DİPTEN ZİRVEYE
COVID-19’un dünyayı esir aldığı şu günlerde biraz kafa dağıtalım diye sizlere bugün birazcık Sheffield United’ın hikayesinden bahsedeceğim. Zevkle ve keyifle okuyacağınızı tahmin ederek sözlerime başlarken muzdarip olduğumuz virüs belasıyla ilgili lütfen uyarılara uyalım ve önümüzdeki süreçte maksimum düzeyde evde kalmaya çalışalım. Hastalara geçmiş olsun, vefat edenlere de rahmet dileyerek sözlerimize başlayalım.

Yorkshire ve Humber bölgesinde yer alan Sheffield kenti adını “Sheaf” akarsuyundan alıyor. Akarsuların içine kurulan Sheffield 1893’te şehir ünvanını almıştır. Bir işçi kenti olan Sheffield’ın en büyük eğlencesi futbol takımı. Kapasitesi 32,125 olan Bramall Lane’de maçlarını oynayan takımın lakabı Blades, teknik direktörü ise Chris Wilder’dır.

52 yaşındaki Chris Wilder bundan 4 sezon önce takım 1.Lig’teyken göreve gelmişti. Bir önceki sezonu 11. bitiren takım 2006-2007 sezonundan beri Premier League’e hasretti. Böylesine psikolojik buhranda olan takımı şampiyon yapıp Championship’e taşıyan Wilder, bugüne kadar değil Premier League, Championship’te bile çalışmamıştı ve bu onun için ilk heyecandı. 2017-2018 sezonunu 10. Bitirip 6 puanla play-offları kaçıran takım gelecek için bazı sinyaller veriyordu. Kaldı ki 2018-2019 sezonunu 89. puanla 2. bitirip direkt Premier League’e çıktılar.  

Wilder, talebeleri ve Sheffield kenti zafer sarhoşuyken 12 yıldır bekledikleri yerdelerdi artık. Fakat sezon başı otoritelere göre küme düşmenin en önemli adaylarından biriydi takım. Transfere 50 milyon euroya yakın para harcadılar fakat aldıkları oyuncular üst düzey profilde görünen kişiler değildi. Sezon başladıktan sonra dikkat çekici performaslar ortaya çıktı. Wilder’ın 3-5-2’sinde beklerinin müthiş performansları, Manchester United’dan kiralık Henderson’ın müthiş yükselişi, O’Connell-Egan-Basham 3’lüsünün uyumu, Fleck ve Norwood gibi oyun akıllarının birleşimiyle beraber takım bir anda sezon başı küme düşme adayı diye onları değerlendirenleri susturdu. 

Takımda Premier League havasını önceden soluyan oyuncu sayısı bayağı az. Anlık performans düşüşleri bundan kaynaklanıyor. Wilder bu durumu minimumda tutmasıyla takdir ediliyor. Örneğin bu yılın yıldızlarından Enda Stevens. Sistemde çok önemli bir yer tutan oyuncu gerek hücuma ekstra katkısı, gerek savunmada pozisyon bilgisi ile gözde isimlerden. Sezon öncesinde Manchester United’ın gelecek planlarında pek şansı görülmeyen Henderson’ın, David de Gea’nın herhangi bir transferi durumunda kaleyi devralması sürpriz olmayacaktır. Henderson hem geçen yıl Championship’te hem de bu yıl Premier League’de birçok önemli kurtarışla barışının mimarlarından oldu. Kulüp efsanesi ve altyapısından yetişmiş olan Billy Sharp önceden az da olsa (sadece 2 maç) Premier League’de boy gösterdi. Kendisi 21. yüzyılın en golcü İngiliz futbolcusu. Bu yıl efsanesi olduğu takımla Premier League’de boy gösteriyor ve bu onun için çok özel. Bir başka Premier League heyecanını yeni yaşayan isim John Lundstram. Aslında fiziğiyle, agresif oyunu ve mücadeleci yapısıyla öne çıkan oyuncu, bu yıl ekstradan skor katkısı veren sürpriz isimlerden. Oyuncu toplamda 7 gole (4 gol+3 asist) katkı yaptı. Diğer merkez oyuncuları Norwood ve Fleck ise toplam 10 gole katkı (8 gol+2 asist) yaptılar. 

Oyunun hem hücum hem savunma yönünü takımca çok iyi oynayan Sheffield’ın oyun felsefesi tamamen bu. Ön plana çıkayım, çalımla adam geçeyim, bireysel oynayayım diye bir olay Wilder’ın ekibinde yok. Hem bu özellikte adamları yok hem de felsefelerine aykırı. Wilder takımından topla koşmadan çok topu koşturmayı benimsetiyor. Uzun süre ilk 6 içerisinde hatta ilk 4 çevresinde dolandılar. Hal böyle olunca devre arası çok iyi hamleler yaptılar ve en önemlisi hiç kuşkusuz kulüp tarihinin en pahalı transferi Sander Berge’nin gelişi oldu. Daha büyük takımların takibinde olan oyuncuyu ikna eden Sheffield’ın en büyük kozu, takım potansiyeli, uyumu ve istikrarı oldu. 

Dikkat çeken başka bir husus sezon başı alınan oyunculardan Ravel Morrison ve Lys Mousset. Artık seviye olarak düşen Ravel en son Östersunds takımına gitmişti. Wilder bu kadar keskin düşüş yaşayan oyuncuya bir şans verdi ve tekrar Premier League kapılarını ona açtı. Ravel bunu iyi kullanamayınca devre arası kiralık Middlesbrough’a yollandı. Mousset ise Bournemouth’ta oynadığı süre zarfında istenmeyen adam olmuştu. Eddie Howe onu ne kadar kazanmaya çalışsa da oyuncu bir türlü adapte olmadı. Le Havre’da 19-20 yaşlarındayken yaptığı çıkışı bir türlü sergileyemedi. Sene başı Sheffield onun için 11 milyon Euro civarı bir para ödediğinde kimse onların neyi amaçladığını anlayamamıştı. Fakat Mousset 23 maçta 5 gol 4 asist yaparak işleyen sistemin en önemli ayaklarından oldu. Gol katkısı sınırlı kalsa da Sheffield’ın felsefesinde takımda her oyuncunun gol şansı eşit. Kadrodaki diğer santraforlarında çok az golleri bulunuyor. Buna benzer bir örnek devre arası takıma katılan Rodwell oldu. Morrison’a verdiği şansı Rodwell’e tanıyor. Bakalım Jack üstesinden gelebilecek mi göreceğiz. Buradan şunu çıkartmak lazım. Chris Wilder, düşüşte olan oyunculara da şans verip tekrar oyuna döndürmeyi amaçlıyor. Ama artık kim kapar bunu bilemiyoruz. İyi bir teknik direktörlükten ziyade bir eğitmenlik profiline bürünüyor hoca. Sheffield United taraftarları ona “Reis” diye sesleniyor. Bunu hak ediyor kesinlikle.


Wilder ilk defa bu seviyelerde çalışıyor da olsa kendini öyle bir ispatladı ki İngiliz Milli Takımı dahil Premier League’de her yerde çalışabileceğini gösterdi. Şuan takım 7.sırada ve puanlar birbirine çok yakın. Sheffield’ın uluslararası arenada olma olasılığı hayli yüksek. Ligler ertelenmeden evvel son 7 maçtan 14 puan aldılar. Sıralamasını kestiremesek de 5-6-7.sıralara 38. hafta sonunda baktığımızda onları görürsek şaşırmamamız lazım. Eddie Howe ve Sean Dyche gibi uzun süredir takımlarında çalışan ve sürekli Premier League’te bulunan hocalar kervanına yeni bir ismin katılmasına kesin gözüyle bakılıyor.


Yorumlar

Daha yeni Daha eski