RÖPORTAJ | HAMZA MISIR

Kendinizi kısaca tanıtır mısınız? Hakemliğe kaç yılında ve nasıl başladınız?
1968 yılı Trabzon doğumluyum. Futbol şehrinde futbol oynadım. Amatör’de futbol oynuyordum, bir maçta sakatlandım ve futbolu bırakmak zorunda kaldım. Benim hakemliğe başlamam çok ilginçtir. O dönemde mesleğim gazetecilik, bir maça muhabir olarak gitmiştim. Maçın yardımcı hakemlerinden biri maça gelmemişti. Ben de futbol oynadığım için maçın gözlemcisi yardımcı hakem olarak görev yapmamı istedi. Ben de o gün eşofmanlarımı giydim ve bayrağı alarak maça çıktım. O maçta yardımcı hakem olarak görev aldım. Ardındın hakem kursuna davet edildim. Hakemliğe ilave hakem olarak görev aldım. 1997 yılında klasmana yükseldim, 2001 yılında Süper Lig kadrosuna yükseldim. 2006 yılında Süper Lig hakemliğinden düştüm. Ardından 2009 yılında hakemliği bıraktım. Hakemliği bırakmamın sebebi federasyon değişikliğinden kaynaklıdır. Haluk Ulusoy federasyona gidince yerine gelen diğer federasyonlar bize sıcak bakmadı. Dolayısıyla hakemlik yaşım dolmadan görevi bırakmak zorunda kaldım. 8,5 gözlemci not ortalaması bir hakem olarak görevi bıraktım. Özellikle 2005 yılında Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş gibi takımların maçlarında görev aldım. Hakemlikte unutamadığım anılardan biri de Atatürk Olimpiyat Stadı’ndaki ilk maçı benim yönetmem oldu.

Türk hakemleri nasıl yönetiliyor, Şu dönem hakemleri takımları kayırıyor mu?  
Hakemler kötü yönetiliyor, hiçbir hakem çıkıpta şu takımı şampiyon yapalım demez ama hakemlerimiz hakikaten çok kötü yönetiliyor. Fiziksel ve zihinsel olarak yorgunlukları var. Siz bu ligi 12 hakemle götürmeye çalışırsanız bir yerde bu enerji biter. Bence hakemlerin enerjisi bitti, yanlış atamalar var. Bu dönemde neredeyse hiçbir hakem dinlendirilmedi; bu da ayrı bir sorundur.
Bizim dönemimizde hata yapan hakem 4-5 hafta dinleniyordu. Bu da bir hakem için çok önemli bir dersti. Hakemlerin kazançları arttırıldı ancak kalitesi arttırılamadı. Bizim dönemimizde bir hakem ayda bir memur kadar kazanabiliyordu. Bugün bir hakem Süper Lig’de 50-60 bin TL kazanabiliyor. Demekki hakemlerin kazançlarını arttırmak kaliteyi arttırmıyor. Dolayısıyla Türk hakemlerinde eğitim sorunu var. Bizim ligimiz 10-12 hakemle yönetilecek kadar küçük bir lig değil. Eğer bu kadroda 25 hakem varsa hepsinden yararlanılmalı. Ben hakemlik kariyerimde 3. Süper Lig maçıma Beşiktaş - Adanaspor maçı ile çıktım. Bu kadroda 5-6 yıldır yer alan hakemler bir tane büyük maça bile çıkamamış. Ya bu çok yeteneksiz, yeteneksizse o zaman neden aldınız? Eğer yetenekliyse büyük maçlarda bu hakemlerden de faydalanılmalıdır. 
Hakemlerin birbirlerini kıskandıkları ve birbirlerini hiç sevmedikleri konuşuluyor.  Bu konu hakkında neler söyleyeceksiniz, sizin döneminizde bu tür olaylar var mıydı? 
Bazı hakemlere büyük maçlar fazla mı geliyor, hakemlerimiz büyük maçları kaldıramıyor mu? 
Hakemler arasında rekabet her zaman olmuştur. Ama son dönemlerde yöneticilerden kaynaklanan bir kopukluk var. Asıl sorun bu zaten, hakemler bir takım olamamışlar. Bu zaten bir takım oyunu ama siz yönetenler olarak bu birlik beraberliği sağlayamazsanız bu aşağıdaki kadrolara da yansıyor. 
Genç hakemler mutlaka değerlendirilmelidir. Yani burda asıl sorun bence 10-12 kişilik eski hakemlerle üst düzey maçları dağıtmak. Dolayısıyla siz bit hakeme bir külübün hakemi gibi üst üste maçlar verirseniz bir yerde bu iş patlar. Ümit Öztürk’de aynı oldu. Galatasaray’ın 9 maçına çıktı 8 galibiyet 1 beraberliği var. Aynı şey Halil Umut Meler için de geçerli, diğer hakemler içinde geçerli. Siz göz önündeki bazı isimleri; Fırat Aydınus, Bülent Yıldırım bu gibi hakemleri özellikle büyük takım maçlarından belli bir süre uzak tutarsanız hakemi de yıpratmamış olursunuz. O takımların ileride oynayabileceği çok kritik maçlarda kullanma şansınız olabilir. Ama siz normal maçlarda bu hakemleri kullanıp yıpratırsanız, kritik büyük maçlarda kullanma şansınız azalıyor. Yani atama sorunu da var. Bütün bunlar aslında güncel olmayan MHK’dan kaynaklanıyor. MHK başkanı hepsini birden yapmaya çalışıyor. Bu bit takım oyunudur, ekip çalışmasıdır. Paylaşmazsanız bu tür sorumları her zaman yaşarsınız. Türk hakemlerinde eğitim sorunu var, UEFA temsilcileri geliyor, eğitim veriyor. Geliyor ama arkasından bizim MHK, UEFA temsilcileri için “Öyle söylüyorlar ama bizim ülkemizde şartlar bu şekilde.” diye de yorum yapabiliyor. Bunlar da bizim hakemlerimizin kafasını karıştırıyor.

Her takımın bir hakemi olduğunu düşünüyor musunuz, Hakemlerimiz baskı altında kalıyorlar mı?
Siz eğer bir hakemi bir takımın maçına ısrarla verirseniz o hakem, o takımın hakemi olarak konuşuluyor.Ümit Öztürk’ün verildiği gibi. Şimdi siz bundan sonra kalkıp Ümit Öztürk’ü Galatasaray maçlarına rahatlıkla verebilir misiniz? Veremezsiniz. O açıdan planlama hatası yapılıyor. Ve bu planlamasıyla da uzun yıllar görev yapabilecek hakemleri de ne yazıkki yıpratıyorlar. Yani hakemlerin bazı takımlara sempati duyduğunu söyleyebilirim, bizim dönemimizde de bu böyleydi ancak bu sempatinin kararlarında etkili olduğunu düşünmüyorum. Ben Trabzonluyum, Trabzonspor’un belki resmi maçlarını yönetmedim ama çıktığım hazırlık maçlarında bir taş atışına bile, lehine olan bir taç atışına bile müsade etmedim. Yani sahadaki hakemin adalet noktası farklıdır. Hakemler etki altında kalıyorlar bu doğrudur. Eskiden de kalıyorlardı, şimdi de kalıyorlar. Hafta boyu oluşturulan kamuoyu baskısı altında kalıyorlar. Baskı altında kalmayan hakem iyi hakemdir. Bunu yapabilen hakem iyi hakem olmuştur. Mesela Cüneyt Çakır, yıllardır Trabzonspor’un maçlarına verilmiyor neden? Çünkü bir Trabzonspor - Galatasaray maçında bir penaltıyı atladığı için. Bu da yanlış bir uygulamadır. Cüneyt Çakır 3 hafta sonra o takımın maçına verilmeliydi. 

Biliyorsunuz MHK Başkanı Yusuf Namoğlu istifa etti, yeni MHK Başkanı adayları kamuoyunda konuşuluyor, tartışılıyor. Örn: Kuddusi Müftüoğlu, Mustafa Çulcu vb. Sizin adayınız kimdir, hangi adayın daha iyi bir tercih olacağını düşünüyorsunuz?
Kuddusi Müftüoğlu 2 sene önce görevden alındığı içim bu MHK göreve gelmiştir. Dolayısıyla yıpranmış bir Kuddusi Müftüoğlu ve ekibi bu aşamadan sonra Türk futboluna verebileceği hiçbir şey yoktur. Bu sebeple benim adayım Mustafa Çulcu’dur. Mustafa Hoca’nın hakemlerin başına gelmesini bekliyorum. Zaten yıllar önce kısa bir dönem kaldığı MHK başkanlığında başarılı olmuştur. Başarılı çalışmalar yapmıştır. Hakemlerin, Mustafa Çulcu’ya saygı duyacağını düşünüyorum. Mustafa Çulcu güncelliğini korumuştur. Bu sene TRT Spor’da  her hafta maçları yorumlayarak güncelliğini korumuştur.

MHK başkanlığı adına isminiz konuşuluyor, neler söyleyeceksiniz? MHK başkanlığına aday mısınız?
MHK üyeliğine adayım, Türk hakemlerine hizmet etmek istiyorum. Kendimde bu bilgi, birikim ve tecrübenin olduğunu düşünüyorum.

Bu samimi cevaplarınız için çok teşekkür ederim. 

Röportaj: Arda KARAKAŞ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder