Responsive Ad Slot

Transfer Haberleri

Transfer Haberleri

RÖPORTAJ | SELAHATTİN SELÇUK ÖZKAN

25 Ocak 2019 Cuma

/ by Tribunajans

Yazarımız Erkin Kargın, tecrübeli orta saha oyuncusu Selahattin Selçuk Özkan ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdi.
Kendini nasıl anlatırsın, Selçuk Özkan kimdir ve futbolla nasıl tanış
18.01.1985 Fethiye doğumluyum. 3 çocuklu bir ailenin en küçüğüyüm. Ağabeyimle 13, ablamla 10 yaş var aramızda, biraz özel istek üzerine doğmuşum (Gülüşmeler). Ben doğduğum yıl Selçuk Yula gol kralı olmuş ve bu yüzden onun adını koymuşlar. Futbola 9 yaşında, Fethiyespor altyapısında başladım. Hatta o kadar küçükmüşüm ki ilk önce altyapıya almak istememişler, babamın ısrarından sonra futbola başlamış oldum.

Babamın ısrarı demişken soralım, ailenin futbola bakış açısı ne oldu?
Futbola ilk başladığım günden, Gençlerbirliği’ne transfer olana kadar babam hep peşimdeydi. Yeri geldi masörüm, yeri geldi malzemecim, yeri geldi hocam oldu. Ona çok şey borçluyum. Annem ile ablam antrenman malzemelerimi yıkardı, ağabeyim takımın deplasmanda maçı olduğu zaman şoförlüğümüzü yaptığını bilirim (Gülüşmeler). Her zaman destekçimdiler. Evlendikten sonra en büyük destekçim eşim ve çocuklarım oldu. Futbolcu eşi olmak zor, buradan onlara da çok teşekkür etmek istiyorum.

Kariyerin boyunca çok gol atan bir isim olmadın, daha çok savaşçı yönün ağır bastı. Mevkini sen mi seçtin ve neden bu mevkide oynamak istedin?
Futbola başladığım zamanlarda forvet arkası oynayan, gol atan, asist yapan bir oyuncuydum. 15 yaşında Gençlerbirliği’ne transfer olunca, Ersun Yanal ekolünün etkisiyle beni çift yönlü mücadeleci orta saha oyuncusuna evrilttiler. Gol atmak tabii ki çok zevkli ama takımın bel kemiği olmak, takımı yönlendirmek daha da zevkli geliyor.

İlk yarı Fethiyespor formasıyla istediğin süreleri bulamadın. Sezona Levent Eriş ile başladınız, Fevzi Sevinç ile devam ettiniz ve devamında Tarık Daşgün ile ilk devreyi tamamladınız. İlk devre neler olmadı, neden Selçuk Özkan Fethiyespor ile istediği şeyleri yapamadı?
4 yıllık Hatayspor geçmişimden sonra, bu yılki kadro yapılanmalarından dolayı fazla forma şansı bulamayacağım için, daha fazla süre alabileceğim, oynayabileceğim bir kulübe gitmek istedim. Mustafa Ferizcan başkanımızla da konuşmamızda, artık yerleşik düzene geçmek istediğimi, futbolu da Fethiyespor’da bırakmak istediğimi, takımda yer varsa oynamak istediğimi belirttim. O da sağolsun kabul etti. Ben sezon öncesi kampını Hatayspor’da geçirdim. Fethiyespor’a geldiğimde Spor Toto 1. Ligde 3. haftaydı. Yani 3 haftadır maç oynayan Hatayspor ile idman yaptığım için hazırdım. Ama Levent Eriş beni 5 hafta kadroya bile almadı. Levent Hoca ayrıldıktan sonra oynamaya başladım. İşler benim adıma iyi gitmeye başladıktan sonra Tarık Daşgün geldi. O da önceden beraber çalıştığı oyuncuları oynatmayı tercih etti. Bazen her şey istediğimiz gibi gitmiyor. Sonuç olarak takım halinde mücadele ediyoruz.  Sezon başından beri gelen sorunlar bir türlü istediğimiz performansı sergilememize izin vermedi.

Devre arasında flaş transferler yapan 3.lig ekibi Osmaniyespor FK ile anlaştın, transfer süreci nasıl gelişti, Osmaniye tercihini etkileyen şeyler nelerdi?
Fethiyespor’dan ayrıldıktan sonra, daha önce takım arkadaşım olan, şimdi de Osmaniyespor’da yardımcı antrenörlük yapan Ali Gürsoy hocam aradı. Şampiyonluğa oynayacaklarını, güzel bir ortamın olduğunu, başarı isteyen bir şehir olduğunu söyledi. Gelir misin diye sordu. Ben de seve seve geleceğimi söyledim ve daha sonra takıma katıldım. 2. Ligden de teklifler vardı ama iyi ki buraya gelmişim.

Devre arası kampını Antalya’da geçirdiniz. Nasıl bir kamp dönemi geçti, hazırlık maçları nasıldı? Kamp sürecinden bahseder misin?
Devre arası kampını Belek’te geçirdik. Antrenman sahalarımız deniz kenarındaydı. Rüzgâr hiç eksik olmadı. Çok yağmur yağması da istediğimiz saha çalışmalarımızı yapmamıza engel oldu. Ama oyuncuların kaynaşması açısından güzel bir kamptı. Zaten yeni gelen oyuncular olarak hiç yabancılık çekmedik. Sanki yıllardır beraber oynuyormuşuz gibi sıcak bir ortam vardı. Hazırlık maçlarını yine rüzgârlı ve yağmurdan dolayı su tutan sahalarda oynadık. Çok istediğimiz gibi gitmedi ama başarılı bir sezon geçireceğimize inancımız arttı.

Osmaniyespor FK ilk devreyi hiç fena geçirmedi ve play-off şansını halen devam ettiriyor. Devre arası yapılan transferler ile daha da güçlenen bir takımınız var. Nasıl bir ikinci devre bekliyorsun?
Osmaniyespor çok önemli bir başkana, başarıya aç bir şehre sahip. Sezon başı şampiyonluğa kurulmuş bir takım varmış ama işler çok istedikleri gibi gitmemiş. İnişli çıkışlı bir grafik var. Ama devrenin son 4 maçındaki hoca değişikliğinden sonra, 10 puan toplayınca bir anda hedef belirlenmiş. Recep Aydemir hocanın gelişiyle beraber yakalanan başarıdan sonra, başarılı olan takıma yapılan iyi oyuncu transferiyle en kötü Play-Off oynayacağımızı düşünüyorum. Ama ben şampiyon olarak bir üst lige çıkmak istiyorum.

Takım içinde kaynaşmış olduğunuzu ve paintball, playstation gibi etkinlikler yaptığınızı öğrendim. Takım içi uyum sürecini nasıl değerlendirirsin?
Takıma sonradan katılanlar olarak hiç yabancılık çekmedik. Takım bizi hemen kabullendi. Antrenmandan kalan boş zamanlarımızda, beraber vakit geçirmekten keyif alıyoruz. Çoğumuz zaten tesislerde kalıyoruz. Ailelerimizden çok birbirimizle beraberiz, zaten artık aile gibi olduk. İnşallah bu güzel aile ile birlikte başarılı oluruz.
  
Osmaniye şehrinin havasını nasıl buldun? Osmaniye seyircisine buradan söylemek istediğin bir şey var mı?
Baktığımız zaman çevre iller hep üst ligdeler. Adana, Hatay, Gaziantep, Şanlıurfa. Bence bu durum bir hırs, istek uyandırıyordur. Geldiğimden beri sosyal medyadan destek mesajları atan taraftarlarımız var. Her şeye sahibiz, her yönüyle zengin bir Başkan ve yönetim kuruluna, daha iyi yerleri hak eden donanımlı hocalara, yetenekli bir oyuncu grubuna, en önemlisi oyuncularına inanan, takımını seven taraftarlara. İnşallah bir bütün olup sezon sonunda hep beraber mutlu oluruz.

Kariyerin boyunca 1.ligde 29, 2.ligde 308 ve 3.ligde 6 maç ve bir çok takımda görev yaptın? Unutamadığın takım ya da takımlar var mı?
Bu zamana kadar iyi kulüplerde oynadım, geçmişime baktığımda iyi oyuncu gruplarıyla beraber mücadele ettim. Kendimi bu yönden şanslı hissediyorum. İlk profesyonel olduğum kulüp Gençlerbirliği Oftaş’ı özel bir yere koyarım. O takımdan çoğu arkadaşım zaten iyi kariyer yapmış oyuncular. Orduspor ve Fethiyespor’da da unutamadığım maçlarım oldu. Ama Hatayspor ile şampiyonluk yaşadım. Bendeki yeri her zaman ayrı ve özel olacak.

Söylediğin gibi Hatay’ın sembol isimlerinden birisi haline geldin ve Hatay formasıyla şampiyonluk da yaşadın. Senin için Hatay’ın yerinin ayrı olduğunu düşünüyorum. Hatay’ı bize nasıl anlatırsın?
Tabii ki Hatay benim için çok özel bir yer. 4 yılım geçti orada. Sevildiğim, sevdiğim, dostluklar kurduğum, ikinci evim dediğim yer. Hatay yemekleriyle tanınan bir şehir ama aslında benim için kültürlerin birleştiği, sıcak insanların olduğu tarihi bir yer. İlk transfer olduğumda hemen ayrılırım diye düşünüyordum. Ama verdiğim mücadeleden memnun kalmaları, bizim şehri sevmemizden sonra dolu dolu 4 yılımız geçti.
  
Keşke olmasaydı, keşke yapmasaydım dediğin pişman olduğun veya iyi ki yapmışım, iyi ki olmuş dediğin şeyler var mı?
Hayatta her şey biz insanlar için, tabii ki pişmanlıklar, yapmasaydım keşke dediğin anlar oluyor, ama önemli olan bu olanlardan dersler çıkarabilmek.
Son zamanlarda var mı pişmanlığın?
Keşke Hatayspor’dan ayrılıp Fethiyespor’a gelmeseydim. Ama bir yönden de geldiğim iyi oldu, zor zamanlarda çevrendeki insanları da tanımış oluyorsun (Gülüşmeler).

Kariyerin boyunca çalıştığın teknik direktörlerden benim için yeri ayrıdır, süper teknik direktördür dediğin birisi var mı?
Levent Eriş ve Tarık Daşgün hariç hepsinin yeri bende ayrıdır. Hepsiyle hala görüşüyorum. Futbolu bıraktıktan sonra antrenörlük yapmak istiyorum. Hepsinden bir şeyler öğrendim. Erkan Sözeri, İlhan Palut, Metin Diyadin, Ahmet Taşyürek konum olarak iyi yerdeler. Daha da iyi olacaklar. Mustafa Ceviz, Murat Şahin, Mehmet Yozgatlı, Levent Numanoğlu, Kahraman Karataş da sevdiğim ve değer verdiğim önemli hocalarımdı.
Futbola ne kadar daha devam etmeyi düşünüyorsun ve gelecek planların nelerdir?
Önceden futbolcular 30 yaşına geldiklerinde bırakıyorlardı. Şu an 33 yaşındayım. Ağır bir sakatlık geçirdim ama toparladım. Şimdi oynayabildiğim kadar oynamak istiyorum. İçimdeki futbol ateşi yandığı sürece sahanın içinde kalmak istiyorum. Daha sonra da futbolun içinde kalıp, gerekli eğitimleri aldıktan sonra antrenörlük yapmak istiyorum. Şimdiden küçük küçük notlar almaya başladım bile.

Çocuklarının da bir spor dalıyla uğraşmasını ister misin?
Tabii ki çok isterim. Altı yaşındaki kızım Nilda, 3 yıl MyGym adlı daha çok spor yapılan kreşe gitti. Ama onun daha çok sanata ilgisi var, yani çok spor ile ilgileneceğini sanmıyorum. Üç yaşındaki oğlum Karan daha çok seviyor sporu. Elinde devamlı top var, karar tabii ki onun ama eğer ilgisi devam ederse spora en büyük destekçisi annesi ve babası olacaktır.

 Şimdi son olarak 5 soru-5 cevap bölümü için kariyerin boyunca birlikte oynadığın oyuncular ile ilgili kısa sorular sormak istiyorum.
1-Birlikte oynadığın en cömert, en bonkör isim?
Serkan Koç
2-Birlikte oynadığın en çalışkan isim?
Akın Alkan
3-Birlikte oynadığın en iyi giyinen, en bakımlı isim?
Soner Örnek
4-Birlikte oynadığın en komik, en esprili isim?
Sinan Kurumuş
5-Birlikte oynadığın ve oynamaktan en çok zevk aldığın isim?
Eren Özen


Hiç yorum yok

Yorum Gönder

Don't Miss
© all rights reserved
Designed by DastgeerTech