SERHAT GALİMANE


SERHAT GALİMANE


Hocam kısaca kendinizi okuyucularımıza tanıtır mısınız?

1981 İzmir doğumlu, evli ve bir çocuk babasıyım. Spora önem veren bi ailede büyüdüm. Küçük yaşlardan beri soyunma odasının kokusunu biliyorum. Bireyin üzerinde, Spor kültürünün oluşmasında ailenin payının büyük olduğuna inanırım, bu vesile ile altını çizmek istedim.

Ege Üniversitesi Spor Akademisi mezunusunuz. Okula ilk girerken ki hedefinizle bugün
bulunduğunuz konum aynı doğrultuda mı?

Ege Üniversitesi Antrenörlük Bölümü’nün ilk öğrenci ve mezunlarındanım. 2002 yılında
Üniversite Lisans Eğitimini kazandığımı öğrendiğim gün okula başlamadan antrenörlük hayatıma
başladım. Yani çok tasvip etmediğim Alaylı-Mektepli tartışmasından, her ikisinin de içinde
bulunarak kendimi uzak tutmayı başardım. Profesyonel bir futbolculuk geçmişim olmaması
büyük bir dezavantaj gibi görünse de Antrenörlük mesleğine 21 yaşında başlamanın avantajını
yaşıyorum.
Kendime hedef koyarak sınırlandırmanın doğru olmadığına inanıyorum. Çünkü Antrenörlük
uzun bir süreç ve eğitimin sınırı yok. İnsan yaşadığı her olumlu-olumsuz olaylardan bir şeyler
öğreniyor. Tek yapmam gerekenin çalışmak olduğunun farkındayım. Eğer ben işimi iyi yaparsam
bir şekilde karşılığını bulacağımı düşünürüm. Eğer beklediğiniz cevap Teknik Direktör olmak ise,
doğru zamanda, doğru yerde, donanım ve ekip ile o sorumluluğu almanın hayalini kuruyorum.

Galatasaray ile başlayan kariyerinizde profesyonel futbola girişiniz nasıl oldu ?

İstanbul’a 3 büyük kulübün Akademilerini incelemek için gitmiştim. Florya Metin Oktay
Tesislerine ilk adım attığımda 24 yaşındaydım. Beni o dönemde Altyapı Sorumlusu olan Ali Yavaş ve
Fatih İbradı Hocamız misafir etmişti. Yanlarına gitmeden önce beklentilerim sınırlıydı. Ancak
yaklaşık 2 saat futbol konuşmuş ve çok değerli paylaşımlarda bulunmuştuk. İzmir’e döndükten
birkaç hafta sonra, altyapı da tüm yaş gruplarına yardımcı antrenör olarak staj yapmam konusunda
bir teklif aldım. Tabiki hiçbir üniversite son sınıf öğrencisi bu fırsatı kaçırmak istemez. Tüm şartları
zorlayıp 3 ay boyunca Galatasaray gibi büyük bir camiada çalışma fırsatına eriştim.
2006-2007 Sezonunda, Bucaspor bünyesinde Başkanımız Seyit Mehmet Özkan ve
Prof.Dr.Mustafa Ferit Acar büyük bir projenin (BUCAGENÇ) temellerini atıyordu. O yapılanmanın
içinde çok değerli arkadaşlarımızla birlikte çekirdek kadronun içinde bulundum. 1996 ve 1997
jenerasyonunun (U-10) sorumlusu olarak çalıştım. Bucaspor’dan ayrıldıktan hemen sonra
Galatasaray’dan bu kez resmi iş teklifi almıştım. Federasyon kayıtlarına ilk sözleşmem de yine

Galatasaray’da olmuştu. O dönem 1997-1998- 1999 ve 2000 doğumlu jenerasyonun Sorumlusu, aynı
zamanda o sezon Türkiye Şampiyonu olan Süper Genç Takım Antrenörü olarak Galatasaray’a hizmet
etmenin onurunu yaşadım.

Ali Yavaş, Rasim Kara, Ümit Turmuş, Yılmaz Vural, Güvenç Kurtar, Emrah Bayraktar, Eyüp
Arın, Engin İpekoğlu, Krunoslav Jurcic gibi tecrübeli isimlerle çalıştınız. Bu genç yaşınızda çok
önemli bi kariyer. Büyük hocalarla çalışmak neler kattı size?

Sizin de söylediğiniz gibi her biri çok tecrübeli hocalarımla aynı amaç uğruna çalışma şansı
yakaladım. Antrenman Yöntemleri, İletişim Becerileri, Strateji, Misyon ve Vizyon gibi
çoğaltabileceğim herbir özellikleri farklı, ancak yıllarca tecrübe etmiş hocalarımın yanında
olmak, onlardan heran birşeyler öğrenmeyi beraberinde getiriyor. Bu birikimi kendi içimde
sentezleyip, nasıl bir ürün ortaya çıkaracağımı da zaman gösterecek.

Adanaspor’da Engin İpekoğlu’yla beraber mucize bir sezon geçirdiniz ve 19 maçta, 16
galibiyet, 3 beraberlik alarak ligin bitimine 3 hafta kala Şampiyonluğu garantilediniz. Nasıl
oldu bu biraz bahseder misiniz?

2015-2016 Sezonu, Engin Hocam’ın motivasyonu ile torunlarımıza anlatacağımız anılar
biriktirdik. Takımın Şampiyonluğu dışardan kimsenin beklemediği bir şey gibi görünse de
içerde olan herkesin başarabileceğimize inandığı, uzun zamandır birarada oynayan, birbirine
inanan, destek olan oyuncularla, o oyuncuları biraraya getiren Başkanımız Bayram Akgül ve
Yönetim Kurulu, Sezona başladığımız Teknik Direktörümüz Eyüp Arın’ın ve tüm
antrenörlerimizin katkıları, Takıma sonradan dahil olan oyuncuların uyumu, Malzemecisi,
Doktoru, Masörü, Çimcisi, Aşçısı, Takıma inanan taraftarlarımızın desteği ve sizin de altını
çizdiğiniz Engin İpekoğlu’nun gelmesi ile başlayan seri, tarihi bir sezonda bolca anılar
biriktirmemize vesile oldu. Araya kısa bir ayrılık girse de Engin Hoca’mın ekibinde tekrar
çalışıyor olmamı sağlaması da benim için çok önemli.

Geçen sezon Adanaspor da Jurcic’le yolların ayrılmasının ardından, Eyüp Arın hocanın da
Trabzon maçı sonrası ceza almasıyla takımın başında çok kritik iki maça çıktınız ve
Kayserispor’u yenip o günün lideri Başakşehir’le de berabere kalarak 4 puan almayı
başardınız. O gün ki karamsar tabloda camiaya umut oldu bu puanlar. Neler hissettiniz?

O gün ki şartlarda çok önemli olduğuna inandığımız Kayserispor maçına çıkmadan önceki
hafta içi tüm çalışmaları yine Teknik Ekip hep birlikte yapmıştık. Ancak kurallar gereği benim
takımın başında çıkmam gerekiyordu. Mesleki kariyerimin belki de en unutulmaz maçına
çıkmıştım. Şampiyon olacağınız yada kümede kalacağınız başka maçlar oynayabilirsiniz ama
ilk Teknik Direktörlük Deneyimini yaşadığınız maçı unutamazsınız. Kayserispor maçı da
benim için öyle bir maçtı. Kazanmış olmak takımın yarışa tekrar başlaması adına önemliydi.
Benim içinde unutulmaz olmuştu. Bir hafta sonra da Süper Ligin Lideri Başakşehir karşısında
2.kez bu tecrübeyi yaşama şansına eriştim. Maçın favorisi her ne kadar rakibimiz gözükse de
sahada verilen mücadele kaybetmememiz gerektiğini anlatıyordu. Bu bir şanstı ve
yaşanabilecek en güzel şekilde yaşandı benim için.

Hocam benim hep aklıma takılan bi soruyu sizi yakalamışken sormak istiyorum. Galatasaray
ve Beşiktaş gibi 2 büyük camiada altyapılarda önemli görevlerde bulundunuz. Bu büyük
camialarımızda alt yapıdan ne yazık ki çok oyuncu çıkaramıyoruz. Çok yetenekli gençler
profesyonel olduklarında sorun yaşıyorlar. Sizce sorun nerede alt yapı mı, yoksa üst yapı
sorunumu yaşıyoruz?

Aslında sorunun içinde cevabı saklı. Galatasaray’da en küçük yaş grubu U-10, Beşiktaş’ta da
en büyük yaş grubu U-21 takımlarının sorumlusu olarak çalıştım. Bugün her 2 büyük
takımımız ile profesyonel sözleşme imzalamış çok sayıda oyuncumuz var. Bu oyuncular
profesyonel sözleşme imzaladıkları gün aslında Altyapılardaki hocalarımız görevlerini
yapmış demektir. Yeterlilik anlamında kendini kanıtlamayan hiçbir oyuncu profesyonel
sözleşme imzalayamaz. Gerçek budur. Ancak konuştuğumuz kulüpler beklentinin en
yüksekte olduğu, sabrın sabırsızlığı yenemediği, mutlaka her maçı kazanmanızın istendiği
bir platform. A-Takım seviyesinde doğru zamanda doğru yerde olmanın gerektiğine
inanırım. 10’lu yaşlarından beri takip ettiğim Cengiz Ünder’in de bugün yaşadıkları, şans
buldukları takdirde genç oyuncularımızın neler başarabileceklerine en güzel örnektir.

Yaz dönemlerinde İzmir’de ;Toprak Saha Çocuk Futbol Turnuvası düzenleniyor. Sizin de bu
organizasyonda başrol oynadığınızı biliyoruz. Biraz anlatır mısınız?

Antrenörlüğümün ilk yıllarında çalıştığım Çamdibispor’un 2000 yılında başlattığı bir
organizasyon. Her sene düzenlenmek amacı ile başlasa da zaman içinde aksaklıklar yaşanarak
ara verilmiş bir turnuvaydı. Ben de sezon sonlarında İzmir’de kendi doğup, büyüdüğüm yer
olan Çamdibi Altınyıldız Futbol Sahasında bu organizasyonun tekrardan hayata geçirilmesini bir
Sosyal Sorumluluk Projesi olarak kendime görev edindim. Yerel Yönetimlerin, Seyit Mehmet
Özkan’ın, Ege Üniversitesi BESYO Antrenörlük Öğrencilerinin, Çamdibispor Antrenörleri ve
Başkanımız Şefik Yılmaz’ın katkıları ile bu yıl 11.kez hayata geçirmenin mutluluğunu yaşadık.
Türkiye’de Toprak Sahada yapılan belki de tek organizasyon. Bugünler de toprak sahada futbol
oynama şansı olmayan çocuklarımıza o heyecanı yaşatıyoruz. Yaklaşık 40 gün süren ve 150 maçın
oynandığı oyuncuları küçük, kendi büyük bir organizasyon.

Gelecek planlarınız neler, neyi hedefliyorsunuz?

Daha önce de söylediğim gibi kendime sınır koymuyorum. İşimi iyi yapmak adına
hergün gelişmek ve bu gelişime takımımızı ortak ederek çalışmalıyım. Üzerime düşen
ne varsa yaptığım sürece karşılıksız kalmayacağına inanıyorum.

Sitemizi ve sayfalarımızı takip ediyor musunuz?

Haber almak adına sosyal medyayı takip ediyorum. Farklı yaklaşımlarınız, röportajlarınız hep

ilgimi çekerdi. Bugün beni köşenize konuk etmenize de çok teşekkür ederim.

Röportaj: Bulut TUKSAL

Yorumlar

Daha yeni Daha eski