Responsive Ad Slot

Oyuncu Raporu

oyuncu raporu

Dünyadan Futbol

Avrupa Ligleri

Süper Lig

Süper%20Lig

Sportoto 1. Lig

Sportoto%201.%20Lig

Sportoto 2. Lig

Sportoto%202.%20Lig

Sportoto 3. Lig

Sportoto%203.%20Lig

SORU-CEVAP

Röportaj

TRİBUNAJANS TV

Vlog

TAKIM ANALİZİ

Oyuncu Raporu

SORU - CEVAP | Galatasaraylı İlker

Hiç yorum yok
Ligin 2. yarısı öncesi @ilkeryaziyor ile Galatasaray'ı değerlendirdik.
Öncelikle Emre Akbaba sakatlıktan gol ile döndü ve sakatlandığı yerden gol ile doğdu. Sizce Emre ligin 2. yarısında Galatasaray'a neler katar?
Emre her şeyden önce iyi bir Galatasaraylı. Günümüz ortamı ve şartları malum; ekonomi her şeyi belirleyen ana etken. Bu ortamda Emre'nin gelişi başlı başına büyük bir hikayedir, Emre'nin oluşu da. Ve şimdi dönüşü ve dönme şekli ise başlı başına büyük bir hikaye. Hem de dediğiniz gibi sakatlandığı yerde. Emre'yi oyunun merkez ve hücum yönünde kullanabilirsiniz, çok yönlü bir oyuncu. Bu açıdan zamanla çok daha büyük katkı verecektir. Sahadaki katkısından da öte takım içinde de katkı verecektir. Emsal pozisyonda oynayan oyuncular rekabete girme ihtiyacı hissedecekler. Bu da takıma olumlu şekilde yansıyacaktır. Futbol hayatını tehlikeye sokan öyle ciddi bir sakatlıktan sonra dönüşü her anlamda katkı vermeye başladı bile. Emre'nin dönüşünde O'nun zihinsel direnişi de büyük etken, kaçırmamak gereken etken. Kolay değil oralardan dönmek.

Linnesi de yeni transfer olarak düşünebiliriz. Linnes'in dönüşü sizce bek rotasyonundaki sıkıntıya derman olur mu?
Linnes görev adamı. Hep varmış gibi hazır olacağına şüphe yok. Ama Linnes mevkisinde tüm sorunları giderip, her şeye derman olur mu? Kesinlikle hayır, olmaz. Yüreğiyle oynayan bir futbolcu. Böyle insanlar saygıyı sonuna kadar hak ediyor ama bu saygı eksiksiz, kusursuz olduklarını savunmayı gerektirmiyor. Özellikle hücuma katkı noktasında beni düşündüren isimlerden birisi. Oyununu hiç sevmediğim Mariano'dan daha iyi değil mesela hücum olarak. Biraz da önünde oynayacak oyuncuya da bağlı bu performans. Biraz zaman sonra takım oturunca umarım eksik yön kalmaz o tarafta.
Saracchi, Jesse ve Onyekuru gibi dinamik 3 genç transfer edildi. Takımın en çok dinamizmine eleştiriler geliyordu. Bu oyuncular dinamizme ne tür katkı sağlarlar?
Henry buranın çocuğu gibi oldu. Uyum süreci diye bir şey söz konusu olmayacaktır. Monaco'da pek oynanamış olması form durumunu elbette düşürmüştür. Maç formunu yakalamasıyla katkı alınacaktır. Talihsiz bir rahatsızlık yaşadı. Söylenenlerin aksine çok daha kısa sürede dönmüş olmasına ayrıca mutluyum. Jesse'de oyunu hızlı oynamayı seven, zaman içinde katkı verecek bir oyuncu. Bir alt ligden büyük bir takıma gelmiş olması handikap gibi duruyor. Fatih Hoca herkeste olduğu gibi Jesse için de şans. Hoca hazır gördüğü ve ihtiyaç duyduğu zaman süre verecektir. Saracchi sol ayaklı bir sol bek. Hücumu da seviyor. Kafasını kaldırması ve bilinçsiz oynamaması çok güzel. İlk maçında iyi ve performans koydu ortaya. İzlemekten keyif aldım. Tam anlamıyla oturan yapıda kilit oyunculardan birisi olacaktır. Özellikle Henry ile arkalı önlü tam formdayken oynayacakları zamanları merak ediyorum. Galatasaray o taraftan çok can yakabilir. Bu oyuncuların tamamı hızlı, atak. Takıma da bu yönde büyük katkıları olacaktır.
Son olarak sizce 2. yarıda nasıl bir Galatasaray izleriz?
İlk yarı hiç umulmadık ve bizleri üzen şekilde başladı, uzun zaman öyle devam etti. Luyindama sakatlığının şanssızlığı ve sağ tarafın diğer mevkilere nazaran zayıf kalması dışında şu anda bir problem yok gibi görünüyor. İkinci yarı ise Galatasaray'ın alışıla gelen oyun biçimine döneceğini düşünüyorum. Önde basan, rakibe nefes aldırmayan, sahanın her alanına hâkimiyet kurmaya çalışan ve olumsuzluklara isyan eden bir Galatasaray göreceğimizi düşünüyorum. En büyük sıkıntı bu idi ilk yarı için kendi adıma. Alışkın olduğumuz üzere olumsuzluğu kabul etmeyen, skora ve oyuna isyan eden bir Galatasaray görememekti. Çok etkenler vardır bizim de bilmediğimiz, ilk maçla gördük ki bu aşılacak, aşılması için çalışılmış. Galatasaray ikinci yarıların takımı. Birçok defa örneğini yaşadık. Geçen sezon 8 de kapanır 18 de dedik, bu yıl için bu fikrimde değişen bir şey yok; 10'da kapanır, 20'de. Yeter ki Galatasaray kimliğine dönsün.

TAKIM ANALİZİ | 2. YARI ÖNCESİ ADANA DEMİRSPOR

Hiç yorum yok
Yazarımız @eljosegua, 2. yarı öncesi Adana Demirspor'u detaylı bir şekilde analiz etti.
Akşam oynanacak Balıkesirspor maçı ile Adana Demirspor ligin ikinci yarısına başlayacak. Hem devre arası transferlerine hem de kulüp içine değineceğim bir yazı olacak. Keyifle okumanızı umuyorum.
Devre arası transferleriyle başlayalım.  Sezon devam ederken Erkan Zengin transferi gelmişti. Hemen ardından ise Hasan Kılıç, Dibba, Muhammed Şengezer, Kone, Mehmet Akyüz ve Vedat Karakuş transferleri gerçekleşti. 
Murat Sancak yaptığı açıklamada Glakdy, Levent, Erdal, Tanju ve Emrullah ile yolların ayrılacağını, Süleyman'ın ise sakatlığının devam ettiğini söyledi. Nitekim Emrullah Bursaspor'a transfer oldu. Diğer futbolcular da yakın zamanda kulüpten ayrılacaktır. 
Gelen ve gidenlerden sonra oluşan kadro bu şekilde. Süleyman'ı sakatlığından dolayı, Vedat'ı hocanın tercih etmeyeceğini düşündüğüm için yazmadım. Sağ bekteki isim ise Emre Nefiz. 
Erkan Zengin transferi ile değerlendirmemize başlayalım. Son 2 senedir bir türlü skor katkısı alamadığımız ve bariz eksik olan bir bölge yapılan transfer oldu. Açıkçası bir iki endişem dışında iyi bir transfer olarak görüyorum. Tabi hoca Erkan'ı kanatta da kullanılabilir ama ben on numara oynatacağını düşünürek bu kanıya vardım. Kanat için alınmış olsa dahi yine iyi bir transfer. Transferdeki kilit konu Erkan'ın uzun zamandır maça çıkmaması ve yeni bir hedef için ne kadar motive olacağı. Sonuçta bir şeyleri başarmış ve belli bir yaşa gelmiş bir futbolcudan bahsediyoruz. Motivasyonunu sağlar ve fiziki durumunu korursa sezon sonuna kadar sıkça söz edeceğimiz bir performans ortaya koyabilir. 
Hasan Kılıç ile devam edelim. Hasan'ın 7-8 tane maçını izlemedim ama hem izlediğim maçlara hem de aldığım referanslara dayanarak net iyi bir transfer olduğunu söyleyebilirim. Hem Traore hem de Sinan ile iyi ikili olabileceğini düşünüyorum. Burada hocanın tercih edeceği sistem çok önemli. Son maçlardaki gibi çift forvete yakın bir sistemle oynarsa Traore-Hasan daha mantıklı duruyor ama eğer pasa dayalı bir oyun tercih edecek olursa Sinan-Hasan ya da Sinan-Traore ikilisi daha doğru tercih olabilir. 27 yaşında ve Türk olması da ayrıca bir avantaj. Hem kontenjan açacak hem de belli bir olgunluk katacak sahaya. Her açıdan olumlu bir transfer olarak görüyorum. 
Bir diğer yeni isim Dibba'ya gelelim. Çok üst düzey bir futbolcu olmasa da kaliteli bir futbolcu olduğunu düşünüyorum. Sene başında yapılmış olsa başarılı diyebileceğim bir transfer olurdu ama devre arasında yapılması biraz anlamsız. Hem kanatta çok fazla alternatif var hem de ondan sonra yapılan Mehmet Akyüz ve Kone transferleri ön tarafı kalabalıklaştırdı. Bu da bazı sorunları ortaya çıkabileceğini gösteriyor. Dibba'nın santrafor degil de daha çok kanat forvet oyuncusu olduğunu izlediğim maçtan sonra söylemiştim, yinelemekte fayda var. İyi bir transfer olup olmadığını ise tıpkı diğer transferlerde olduğu gibi Uğur Hoca'nın yapacağı tercihler belirleyecek. Eğer Kone değil de Dibba'yı ikinci forvet olarak düşünürse fayda sağlayabilir fakat o zaman da Kone transferi boşa düşer. Süre bulmayacaksa neden transfer edildi diye sormak çok mantıksız olmaz herhalde. Kanatta süre verecekse Carayol, Vedat, Berk üçlüsünden ikisine daha az süre vermek zorunda kalacak. O zaman da ayrılık şart olur. 17 maç için bu kadar isim fazla. Yani genel olarak hocanın tercihi ve futbolcunun vereceği performans belirleyecek transferin kalitesini.
Mehmet Akyüz'e gelecek olursak. Erkan ve Hasan'dan sonra takıma net katkı yapacağını düşündüğüm isim. Geçen sene Denizlispor'un lige çıkmasına en büyük katkı sağlayan futbolculardan biriydi. Kalitesine diyecek hiçbir şey yok. Sakatlık veya başka bir durum olmazsa ilk dönem de çektiğimiz santrafor sorununu çözeceğini düşünüyorum. Hem atacağı gollerle hem de saha içinde oyuna katacaklarıyla bunu göreceğiz. Bireysel olarakta takımın seviyesini yukarı çekeceğinden şüphem yok. 
Kaleci mevkisinde hep bir devamlılık sorunu vardı. Sadece bu yıl değil, geçen sene de bu böyledi. Muhammed bu sorunu çözebilecek bir isim. En azından Kurtuluş ve Emrullah'tan daha çok güven verecek. Bonservisini almak mümkün değilken kiralamayı düşünmek iyi iş. Aklımın ucundan dahi geçmiyordu açıkçası böyle bir transfer. Kaleci transferi gerekli miydi derseniz evet ama daha öncelikli yerler olduğu için burayı pas geçeceklerini düşünüyordum. Geçmediler, tebrik etmek gerekiyor. 
Ve son iki isim Vedat Karakuş ve Kone. Vedat'ın Metin Korkmaz transferi olduğunu bilmeyen yoktur herhalde. Yeteneksiz ve kötü bir kaleci, yanılacağımı da hiç düşünmüyorum açıkçası. Yaşının genç olduğuna aldanmamak gerekiyor. Potansiyelli bir isim değil, bu seviyeler için 3.kaleci dahi olacağını düşünmüyorum. Kone'ye gelecek olursak, Mehmet Akyüz'ün arkasında böyle bir ismin olacak olması güzel. Denemekten zarar gelmez ki yine aldığım referanslar iyi süre bulursa katkı sağlayacağını gösteriyor. Uğur Hoca'nın Dibba düşüncesi direkt alacağı süreyi etkileyecek. 
Murat Sancak geldikten sonra Adana Demirspor 4.transfer dönemini geçiriyor. Önceki dönemlerde de bir çok kaliteli isim geldi fakat hep kağıt üstünde kaldı, sahada pek bir şey göremedik. Bu dönemin diğer dönemlerden ayıracak şey saha içinde alınacak performans olacak. Net bir şekilde ligin üstünde bir seviyeye evrildi kadro. İyi iş çıkarıldı fakat doğru ellere mi teslim ediliyor bundan şüphem var. 
Uğur Tütüneker ve ekibine güvenmiyorum. Başarısız olmasını istediğim düşüncesi kesinlikle çıkarılmasın, ondan daha çok istiyorum iyi işler yapmasını. Ama asla bu güveni vermedi geçen sürede. Ne futbolcuların bireysel performanslarını yükseltebildi, ne oyunu farklı bir boyuta çekebildi, ne de zamanı geldiğinde oyun içine doğru değişiklikler yapabildi. Bazı maçlarda takımın fiziksel durumunun yerlerde olduğunu da gördük. Bu ligde İlhan Palut, Yalçın Koşukavak ve İrfan Buz performansları izledik. Uğur Hoca hiçbirinin yanına bile yaklaşmadı. Ayrıca iki defa takımdan ayrılmak istediğini de söyledi, yine de arkasında duruldu ve yeni bir şans verildi. Devre arasıyla birlikte eline kusursuza yakın bir kadro veriliyor. Umarım kendini tartma fırsatı bulmuştur ve düşüncelerimizin hepsini boşa çıkarır. Bunu ondan daha çok istiyorum. Balıkesirspor maçı da bu yüzden çok önemli. Oynanacak oyun ve yapılacak tercihler geleceğine ışık tutacak.
Değinmek istediğim diğer bir konu ise Metin Korkmaz. Trabzonspor ve Beşiktaş'ta yaptıklarından sonra Murat Sancak'ın nasıl böyle isime görev verdiğini hala anlamıyorum. Ya başkan gerçekten futboldan anlamadığı için ve Tanju, Yılmaz Vural gibi olaylardan sonra sadece Metin Korkmaz'a güveniyor. Ya da yaptıklarını bildiği halde önüne engel koymuyor, bunun altından çok şey çıkar. Hiç girmek istemiyorum. 
Adana Demirspor ile çalışmaya başladıktan sonra bir çok transfer yaptı. Hem yerli hem de yabancı bir çok yanlış isimi takıma getirdi. Getirdiği dört hocanın üçünde yanıldı. Kulübü hem maddi hem manevi bir çok zarara uğrattı. Bunları belki şimdi görmek mümkün değil ama yarın bir gün Murat Sancak bu takımdan ayrılınca hepsini net bir şekilde göreceğiz. 
Sadece şahıs olarak para kazanmak üzerine kurduğu bir düzen var ve bunun üzerinden transferler yapıyor. Vedat transferiyle çok daha net ortaya çıktı ama görmek istemeyen bir kesim var, görecekler zamanı gelince. Umarım onunla ilgili düşüncelerimde de yanılırım ve o haklı çıkar.
Devre arasında ve hoca konusunda düşüncelerim bunlar. Hedefe son 17 maç kaldı. Yapılan transferlerle birlikte çıkmanın en büyük adaylarından biri haline geldik. Tek temennim Balıkesirspor maçıyla birlikte bir seriye başlamak ve hedefe her geçen gün daha çok yaklaşmak..

SORU - CEVAP | MAZHAR YASİN

Hiç yorum yok
Mazhar Yasin ile 2. yarı öncesi Beşiktaş'ı konuştuk.
Öncelikle kısaca ligin ilk yarı performansını değerlendirir misiniz?
Beşiktaş, ligin ilk yarısına beklenmedik derecede kötü başladı. Abdullah Avcı’nın ve futbolcuların birbirine alışması beklenenden uzun sürdü. Ardı ardına gelen sakatlıklar, çok basit hatalar sonucu kaybedilen maçlar, cezalı futbolcular, saha dışı olaylar derken Beşiktaş, ilk 6 haftada yalnızca 5 puan toplayabildi. Bu dönemde yaşanan yönetim değişikliği ise adeta işin tuzu biberi oldu. Abdullah Avcı’nın önünde iki seçenek vardı: Ya oynatmak istediği oyundan bazı tavizler verip maç kazanmaya başlayacaktı, ya da istifa edecekti. Avcı, ilk seçeneği tercih etti ve Beşiktaş’ın çıkışı başladı. Takip eden 8 haftada Beşiktaş hiç mağlup olmadı ve tam 22 puan topladı.

Sezon başında bizi nelerin beklediğini yine Tribün Ajans ile konuşurken, Beşiktaş’ın az gol yiyen ve az gol atan bir takım hüviyetine bürüneceğini öngörmüştüm. Biraz geç de olsa bu öngörüm kısmen gerçekleşti. Beşiktaş 8 maçlık bu dönemde 14 gol atıp 4 gol yedi ve beş maçta kalesini gole kapattı. Herkes, bu güzel performansın Yeni Malatyaspor ve Fenerbahçe maçlarında da devam etmesini bekliyordu ancak Beşiktaş iki maçı da kaybetti. Son hafta Gençlerbirliği önünde farklı kazanarak ligin ilk yarısını 30 puanla kapattı. Şenol Güneş’in liderliğinde geçirilen 4 sezondaki ilk yarı puan ortalamasının 33.75 olduğunu ve bu sezonki kadronun Şenol Güneş’in en yetersiz kadrosundan bile seviye olarak daha aşağıda olduğunu da eklemeden geçmemek gerek.
Sonuç olarak Beşiktaş, eldeki imkanlar ve yaşanan onca soruna rağmen ilk yarıyı şampiyonluk yarışının içinde yer alabilecek bir puanla kapattı demek mümkün.
Transfer henüz yapılmadı. Harcama limitleri sorunu aşılırsa şayet hangi bölgelere transfer yapılmalı?

Beşiktaş’ın transfer yapmamış olması camia için ciddi bir endişe kaynağı. Görünen o ki, FFP nedeniyle TFF tarafından getirilen limit sorunu aşılamayacak ve Beşiktaş transfer yapamayacak. Düşük bir ihtimal de olsa, bu sorunun aşılması durumunda Beşiktaş’ın en acil takviye yapması gereken bölgesi bana göre forvet. Burak Yılmaz’ın ilerleyen yaşı ve sık sakatlanıyor oluşu, yedek forvetler Umut Nayır ve Güven Yalçın’ın beklentileri karşılayamaması gibi sebeplerle bu tezimi destekleyebilirim.
Gelinen noktada Beşiktaş’ın, sezonun geri kalanında 60-70 dakikada bir gol atabilecek kapasitede, net bir pivot santrafor ihtiyacı olduğu görülüyor. İkinci acil ihtiyacın merkez orta sahada 8 numara pozisyonunda oynayabilecek bir futbolcu olduğu söylenebilir. Elneny ve Atiba’nın benzer özelliklere sahip defansif futbolcular oluşu, Oğuzhan’daki olağanüstü düşüş bu transferi de olmazsa olmaz hale getiriyor. Her ne kadar hayal olsa da, Beşiktaş’ın üçüncü bir transfer yapabilmesi durumunda bu tercihini her iki kanatta da oynayabilecek bir açık oyunusundan yana kullanması gerektiğini söyleyebiliriz.

Ligin 2. yarısında Beşiktaş nasıl bir futbol oynamalı ve sizin takımdan beklentileriniz neler?

Transfer yapılmaması durumunda Abdullah Avcı’nın aynı taktik ve oyuncu tercihleriyle devam etmesini pek mümkün görmüyorum. Zira bu kadronun sezonu sonuna kadar götürmesi mucize olur. Dolayısıyla Abdullah Avcı’dan öncelikle iç saha maçlarında daha atak ve ilk golü bulmayı arzulayan 11’ler çıkarmasını bekliyorum. Başlangıç olarak Umut Nayır-Burak Yılmaz ikilisinin çift forvet başlaması en azından gol yollarına hareketlilik getirebilir.
Bunun yanı sıra, sık sık dile getirdiğim, kanat oyuncularının çizgiye basarak oynaması ve orta sahaların rakip ceza sahasına yaklaşmaması sebebiyle Beşiktaş’ın hücumda bir hayli etkisiz kalması mutlaka değişmeli. Modern futbolda bekler bile çizgiye basarak oynamazken, takımın hücum gücünün önemli bir bölümünü oluşturan kanat oyuncularının devamlı çizgide kalması, 10 numara bölgesinde oynayan Adem Ljajic’in isteksiz ve yavaş futbolu, golcülerin topla buluşamamasına ve Beşiktaş’ın rakip savunmalar karşısında yetersiz kalmasına sebebiyet veriyor. Daha fazla futbolcu ile hücum edip, hücumdan savunmaya geçişlerde daha hızlı hareket etmesi durumunda Beşiktaş’ın bu yarışı bir süredaha kovalama şansı olduğunu düşünüyorum. Ancak ilk yarının sonlarındaki gibi kısır bir futbol ile devam edilirse çok geçmeden puan kayıplarının başlayacağının da altını çizmek gerek.
Bu bahiste son olarak, Diaby’den söz etmek istiyorum. Son 30 yıldır Beşiktaş’a gelmiş en vasat yabancı futbolcu olduğu konusunda birçok taraftarın benimle hemfikir olduğunu biliyorum. Abdullah Avcı’nın da hiç zaman kaybetmeden bu çizgiye gelmesi ve formayı Diaby’den alması, ikinci yarı öncesi Beşiktaş’tan en büyük beklentim diyebilirim.
Beşiktaş'ın şampiyonluk şansını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Açık konuşmak gerekirse Beşiktaş’ın şampiyonluk şansını oldukça zayıf görüyorum. Bunun sebebini ise, Beşiktaş’ın kadro kalitesinin rakiplere kıyasla çok düşük olmasının yanı sıra; Başakşehir, Trabzonspor, Fenerbahçe ve Sivasspor gibi takımların gösterdiği güçlü performanslar olarak açıklayabilirim. Beşiktaş’ın gerek kadro kalitesi gerekse sergilediği istikrarsız futbol sebebiyle, gümbür gümbür gelen rakipleri karşısında şansı olduğunu iddia etmek maalesef pek mümkün değil. Futbolcuların maaşlarını ödeyemeyecek seviyede ekonomik ve yönetimsel sorunlarla boğuşan Beşiktaş’ın bir süre sonra şampiyonluk yarışından kopacağını düşünüyorum. Siyah-beyazlıların bu sezon için bana göre en gerçekçi hedefi, rakipleri şampiyonluk için yarışırken aradan sıyrılıp Türkiye Kupası’nı kazanmak, bu vesileyle UEFA Avrupa Ligi’ne doğrudan katılıp, sezonu da öyle veya böyle bir kupayla kapatmak olmalıdır.

SORU-CEVAP | EMRE KURTBAY

Hiç yorum yok
Kocaelispor'un yakın takipçisi Emre Kurtbay ile Kocaelispor'u konuştuk.
Öncelikle lider Kocaelispor'un şu ana kadar ki performansını kısaca değerlendirir misiniz?
Sezona başlamadan önce 5 yıldır görev yapan Başkan Bahri Yavuz yapılan genel kurulda aday olmadı ve Hüseyin Üzülmez Kocaelispor’un yeni Başkanı oldu. Yönetim olarak transfer yasağını kaldırmak için Büyükşehir Belediyesi ile birlikte büyük uğraş verirken diğer yandan da takımın iskeletini oluşturmak için çalışmalara başladı. İlk olarak teknik direktörlüğe Engin Korukır’ı getiren Yeşil-Siyahlı yönetim 14 de transfer yaptı, önemli isimlerle yollar ayrıldı. İlk 8 haftada zirve yarışında olan Kocaelispor’un gösterdiği performans ve oynadığı oyun istenilen seviyede olmayınca yönetim kurlu Engin Korukır’la yollarını ayırıp Selahaddin Dinçel’i göreve getirdi. Selahaddin hocayla birlikte deyim yerindeyse şahlanan Kocaelispor 8’de 8 yaptı ve en yakın rakibinin 8 puan önünde liderlik koltuğunda. Galibiyetlerle birlikte gelen iştahlı futbol, taraftarların da büyük beğenisini kazanırken tüm şehir de; başta kent dinamikleri olmak üzere Kocaelispor’un şampiyonluk ipini göğüsleyeceğime yüzde yüz eminler.
Sizce Kocaelispor, nasıl bir transfer dönemi geçirdi ve transferin son günlerinde bir hareketlilik olur mu?
Devre arasında forma şansı bulamayan bazı oyuncular takımdan ayrıldı 5 yeni isim kadroya dahil oldu. Yapılan transferlerden özellikle Ali Han Tunçer kalitesini Antalya kampında ve Payasspor maçında gösterdi. Takıma katkısı büyük olacaktır. Diğer takviyeler de yedek kulübesine güç katacak be alternatif sağlayacaktır. Olağanüstü bir gelişme olmazsa ki olacağını sanmıyorum; başka transfer olmayacak gibi.

Kritik bir Fethiyespor deplasmanı var. Maç hakkında ne düşünüyorsunuz, nasıl bir maç bekliyorsunuz?
Fethiyespor, Kocaelispor’un en yakın takipçisi. 8 puan fark var iki takım arasında. Fethiye için son şansı demek herhalde yanlış olmaz. Yenilirlerse puan farkı 11 olacak. Geçen hafta Erokspor karşısında aldıkları farklı mağlubiyetten sonra Kocaelispor’a da yenilirse moral olarak dibe çökebilirler. İlk dakikadan itibaren ev sahibi olmanın da verdiği avantajla erken gol bulmak isteyecekler. Gol bulamadıkları her dakika strese gireceklerini ve Kocaelispor’un etkili hücum silahlarıyla golü bularak İzmit’e galibiyet ve puan farkını 11’e çıkartarak döneceğini düşünüyorum.

Kocaelispor taraftarı her zaman ki gibi takımlarına desteklerine devam ediyor. Bu sezon taraftar desteğini nasıl buluyorsunuz?
Kocaelispor taraftarı için içeride dışarıda maç fark etmiyor. Cizre’den Edirne’ye, arma neredeyse oraya gidiyorlar. Her zaman olduğu gibi bu sezon da destek üst düzeyde. Tabi ki takımın performansı çok yüksek, bunda Hodri Meydan’ın da payı büyük. Süper Lig’de bile çoğu takımda olmayan taraftar kitlesi burada.

ANALİZ | 2. YARI ÖNCESİ FENERBAHÇE

Hiç yorum yok

Yazarımız Gökhan Meydan (@Fener_Scout), Fenerbahçe'nin ilk yarı performansını, transferde atılması gereken adımları ve ligin 2. yarısındaki muhtemel performansını yazdı.
2018/2019 sezonuna yeni başkan Ali Koç ile büyük umutlarla giren Fenerbahçe. O sezona Cocu ile başlamıştı. Cocu’nun başarısız performansının ardından daha devre arasına bile gelinmeden yollarını ayırma kararı aldı. Önce Koeman ve ardından Ersun Yanal ile yola devam eden Fenerbahçe sezonu 6. sırada bitirebildi. Fenerbahçe geçen sezon belki de tarihinin en kötü sezonlarından bir tanesini yaşamış oldu.

Bu yaz transfer döneminde Fenerbahçe geçtiğimiz sezon ortaya koyulan kötü performanstan dolayı kadroyu sil baştan yeniden tasarlamayı tercih etti. Kruse, Gustavo, Emre Belözoğlu ve Vedat Muriqi gibi tanınmış ve performansları hakkında pek soru işareti olmayacak oyuncular ile beraber  Altay, Allahyar Sayyadmanesh, Murat Sağlam gibi potansiyeli yüksek oyuncuları da kadrosuna kattı. Ozan Tufan’da Alanyaspor’daki kiralık sözleşmesini tamamladığı için takıma geri döndü. Fenerbahçe Ozan ile beraber toplamda 13 tane oyuncuyu takıma kazandırmış oldu ve yaklaşık olarak 16 M €’ya yakın bir bonservis bedeli harcamış oldu. Kadrodan giden oyunculara bakmamız gerekirse, Eljif Elmas 16 M €’ya Napoli’ye gitti. Frey Nürnberg’e kiralık olarak gitti. Reyes, Neustadter, Valbuena, Mehmet Topal, Skrtel, Şener ve Soldado’nun da sözleşmesi bittiği için yolları ayırma kararı aldı. Kısacası Fenerbahçe 13 tane oyuncuyu takıma kazandırırken 10 tane oyucu ile yollarını da ayırmış oldu.

Fenerbahçe’nin sezon öncesinde kadrosuna baktığımız zaman, gözümüze çarpan iki tane büyük problem vardı. Birinci problem sol bekte Hasan Ali’den başka kaliteli bir alternatif olmaması ikinci problem ise, Sol kanatta Garry Rodrigues’in yedeği olabilecek oyuncunun tam olarak belirlenmemiş olmasıydı. Moses, Deniz ve Ferdi gibi kanat oyununa yatkın oyuncular var ama Sol tarafta Garry Rodrigues kadar etkili olduklarını söyleyebilmek çok güç.
 
Fenerbahçe sezona zor bir fikstür ile başladı. Gazişehir ile sezonun ilk maçını yaptıktan sonra önce Başakşehir deplasmanına gitti ardından da iç sahada Trabzonspor ile oynadı. Milli maç arasından sonra Alanyaspor deplasmanına gidip, içeride Ankaragücü ile oynadı ve son olarak Galatasaray deplasmanına gitti. Fenerbahçe bu zor fikstürde oynadığı 6 maçtan 11 puan çıkarttı ve taraftarlarını memnun etmeyi başardı. Özellikle Ersun Yanal’ın iç sahada oynattığı press’e dayalı hücum futbolu taraftarların takdirini kazanmıştı. Galatasaray maçında oyuncuların sakatlık ve ceza durumlarından dolayı, Kanatlarda Tolga ve Ozan Tufan oynadıktan sonra bir sonraki hafta oynanan Antalyaspor maçında da bu oyuncuları kanatta deneyen Ersun Yanal başarılı olamadı ve 7. Haftada Kadıköy’de Antalyaspor karşısında beklenmeyen bir mağlubiyet geldi. Denizlispor deplasmanında alınan 2-1’lik galibiyet ve ardından Konyaspor karşısında alanın 5-1’lik net galibiyet ile Fenerbahçe tekrardan şampiyonluk adayı olduğunu rakiplerine göstermiş oldu. Deplasmanda Kayserispor’a beklenmedik bir şekilde 1-0 mağlup olan Fenerbahçe iç sahada Kasımpaşa’yı 3-2 yenmeyi başardı. Ardından deplasmanda puan kazanma konusunda sorunlar yaşamaya devam eden Fenerbahçe Malatyaspor ve Göztepe ile berabere kaldı. Kadıköy’de Gençlerbirliği’ni 5-2’lik net bir skorla geçen Fenerbahçe ardından lig lideri Sivasspor deplasmanına gitti. Sivasspor’a karşı yanlış bir oyun anlayışıyla sahada olan Fenerbahçe beklemediği bir mağlubiyet aldı. Sivasspor’un geçiş oyunlarına bir türlü tepki veremediği için maç aslında daha da farklı bir sonuçla da tamamlanabilirdi. Deplasmandaki Sivasspor yenilgisinden sonra Kadıköy’de Beşiktaş’ı 3-1’lik hem iyi oyun hem de iyi skorla geçen Fenerbahçe ilk yarının son haftasında Çaykur Rizespor deplasmanında Jailson’un 40 metreden attığı müthiş gol ile 2-1 kazanmasını bildi. Fenerbahçe son haftalardaki yükselişiyle beraber ligin ilk yarısında lider Sivasspor’un 6 puan gerisinde 31 puanla 4. Sırada tamamladı. İç sahada 8 maçta 19 puan toplamasına rağmen deplasman karnesi oldukça kötü durumda 9 maçta sadece 12 puan kazanabildi. Durumun böyle olmasındaki en büyük sebep, iç sahada oynanan futbol ile deplasmanda oynanan futbolun aynı kalitede olmaması. Elbette modern futbol ile bazı alışkanlıklar değişmeye başladı. Anadolu kulüpleri de yabancı sayısındaki artıştan sonra daha kaliteli ve rekabetçi kadrolar kurmaya başladı lakin şampiyonluk isteyen takımların deplasmanda daha iyi performans vermeleri de gerekiyor. Fenerbahçe sezonun ilk yarısında özellikle iç sahada topa hükmeden, rakibe ön alanda baskı yapan ve topu kazandığı anda direkt hücuma çıkan oyun yapısını deplasman maçlarında bir türlü göremedi. Deplasmanda daha fazla kanat oyunlarına özen gösterip, geçiş oyunlarından pozisyon üretmeye çalışan veya duran toplara daha fazla önem veren bir yapıdaydı. O yüzden de deplasman karnesi biraz daha güçsüz kaldı. Fenerbahçe’nin en büyük avantajı ise ikinci yarıda iç sahada daha fazla maç oynayacak olması ve gideceği deplasmanlarda rakiplerinin nispeten daha güçsüz durumda olmaları.
 
Bence Fenerbahçe’nin devre arasında en az üç takviye yapması gerekiyor. Stoper, Sol bek ve her iki kanatta da oynayabilecek bir kanat forvet. Stoper için Frankfurt’tan  Simon Falette transferi yapıldı. Ne kadar başarılı olabileceğini zaman gösterecek lakin Bundesliga’da iki sezonda 8 maça çıkmış olması büyük bir soru işareti, fiziksel ve zihinsel olarak nasıl performans göstereceğini tam olarak bilemiyoruz. Sol bek konusunda Ricardo Rodriguez’in adı geçiyor. Bu sezon Milan’da yeteri kadar forma şansı bulamamıştı kendisi ama Wolfsburg dönemindeki özel performansını düşündüğümüz zaman gerçekten de çok etkili bir transfer olabilir. Kanat forvet için, şuan da herhangi bir adayın ismini göremiyoruz. Lakin Fenerbahçe şampiyonluk istiyorsa, Garry Rodrigues, Moses, Deniz ve Ferdi rotasyonu kanatlar için henüz yeterli düzeyde değil. Moses yeteri kadar iyi seviyede bir hücumcu değil, Deniz ve Garry Rodrigues’in performansı inişli çıkışlı ve Ferdi’nin de yeteri kadar tecrübesi olmadığı için her maç üst seviye performans verebileceğini düşünmüyorum bu yüzden de kanada bir takviye gerektiğini düşünüyorum. 

Fenerbahçe’nin ikinci yarıda neleri daha iyi yapması gerektiğine bakarsak, öncelikle deplasman sorununu çözmesi gerekiyor. İç sahada oyunu domine eden, rakibin oynamasına izin vermeyen, yüksek tempo yapıp, hücum futbolunu sonuna kadar izlettiren Fenerbahçe deplasmanda da bu performansına tıpa tıp benzer olmasa da yakın bir oyun ortaya koyup galibiyet alması gerekiyor. Muriqi şuana kadar beklentilerin çok üstünde bir performans sergiledi lakin Kruse sezon başında gösterdiği çıkışın ardından sezon ortasından sonuna kadar büyük düşüş içersinde kendisini toparlaması gerekiyor. Ersun Yanal’ın stoper tandemini de çok iyi seçmesi gerekiyor. Zanka ve Rami’nin Fenerbahçe’ye verebileceği çok fazla bir şey olmadığını görüyoruz. Sadık’ın da uzun süreli bir sakatlığı var. Bu durumda Falette, Jailson ve Serdar Aziz dışında pek fazla da alternatif kalmıyor. Ersun Yanal U19 takımında forma giyen Okan Turp’u bir şekilde 21 Kişilik kadroya alması gerekiyor. Eğer ki Fenerbahçe deplasman sorununu çözerse ve savunmadaki formsuzluğunu üstünden atarsa şampiyonluk için şansının çok yüksek olduğunu düşünüyorum. Ligin ikinci yarısında şampiyonluk yarışındaki takımlar arasında fikstürü en kolay olan takım Fenerbahçe.  

OYUNCU RAPORU | ZLATKO TRİPİC

Hiç yorum yok
OYUNCU PROFİLİ
Zlatko, iki kanatta da tam performans verdiğim mevkiler, iki ayağını da aynı derecede iyi kullanıyor olsa da, sol kanatta görev aldığında profili klasik içe kat eden kanat oyuncusu oluyor. Sağ kanatta ise çizgi kanat oyuncusu olarak izliyoruz. İlk düşünülen mevki ise sol kanatta kanat forvet. Dripling gücüyle rakip savunmanın üzerine giderek savunma yerleşimini bozmaya çalışan, hareketli ve sürekli iç koridoru kullanan, rakip sağ beki ve sağ stoperi arasında pozisyon kovalayan bir yapıda.

TEKNİK ARTILARI VE EKSİLERİ

Profilinin vaat ettiği teknik özelliklere sahip ve teknik kategorideki parametrelerde ortalama üzeri bir oyuncu.En çok dikkat çeken ve sürekli kullandığı özelliği ise; ilk kontrolü ve akabinde yaptığı dripling gücü.Dripling yeteneği iyi olsa da bunu daha çok dar alanda, kısa adımlarla bu driplingleri yapan bir oyuncu. Yani geniş alanda topu koşturan değil de daha ziyade 2v1'leri deneyen ve ilk kontrolünün de iyi olmasından dolayı hemen driplingleriyle kendine ve takımına pozisyon yaratmaya çalışır. Dripling ve ilk dokunuş özelliklerinin yanı sıra ceza sahası dışından kaleyi yoklamaları ve uzun metrajlı sert şutları etkili.Zlatko'da çok fazla göreceğimiz sekanslardan biri ani içe kırılmaları olacak bunu boş alan ve an bulduğunda sert şutlarıyla kaleyi denemelerini de eklersek kanat forvet tiplemesine tam olarak uyan bir oyuncu. Sağ kanatta tam tersi yani daha çok bu dripling gücünü çizgide kullanıp, rakibiyle birebir kalıp hızını kullanmaya çalışıyor. Sağ kanatta daha çok asist özellikleri ön plana çıkar. En keskin eksiği ise; orta yapma yetisi. Hem hedefe hem de alana ortaları çok isabetsiz.Sol kanatta oynarken içeri kat edip ters tarafa yaptığı ortalar da dahil olmak üzere eksik özelliklerinden. Pas kategorisinde de pas zamanlamasında ya çok erken ya da çok geç pas tercihleri oluyor. Pas şiddeti konusunda aynı şeyleri söyleyemeyiz.
MENTAL ARTILARI VE EKSİLERİ
Muazzam bir kazanma hırsı ve maça kendisini verme artısından bahsedebiliriz. Bunlarla ilintili birkaç artı hanesine yazılacak özelliklerden biri de maç içi agresifliğinin olması. Bazen abartılı ve sinirine hakim olamadığı pozisyonlar olsa da bu maç içi agresifliği genelde pozisyon bazlı oluyor. Topu kaptırdığında hemen reaksiyon verip topu kazanmaya çalışıyor, ikili mücadeleden asla çekinmeyen bir yapıda. Hem toplu hem topsuz oyunda kararlı bir yapıda olduğundan bahsetmiştik ancak eksi olarak da özellikle topla birlikteyken belli ezberi olması. Topla birlikteyken kafasını kaldırmadan oynadığını çokça gözlemledik. Bazı pozisyonlarda kendisine avantaj sağlasa da bazen de dezavantaj olarak dönüyor. Topla birlikteyken aksiyon yapması gereken yerde pas veya şut tercihinde sıklıkla olmasa da kararlarında geç kalıyor. Doğal futbolculuk yeteneği bariz olan bir oyuncu. Yaratıcı, beklenmedik hareketler yaptığı pozisyonları göreceğiz.
FİZİKSEL ARTILARI VE EKSİLERİ
Eksi olarak şunu belirtmek gerekir; fizik gücü iyi olan bir oyuncu değil Zlatko. İkili mücadelelerde ve top kendisindeyken güçlü fiziği olmamasının dezavantajını yaşayabiliyor. Bunun en büyük etkeni atletik bir fiziki yapısı olmaması. Fizik gücü parametrelerinde sınıfta kalıyor. Sprint ve topla hızı gibi özelliklerde ise son derece yeterli. Hızlı bir oyuncu diyebiliriz Zlatko için. Sadece topla değil topsuz koşularda bir anda maksimum hıza ulaşıyor. Geniş alanda koşu yoluna atılan pasları yakalayıp pozisyon yaratabiliyor. Topla hızlanması da iyi seviyede. Fiziki parametrelerde en büyük artısı dengesi. Topla dengesi için bunu artı hanesine yazabiliriz. Topla ani dönüşleri, ani yöne hareketlenmesi gibi özellikleri iyi bir oyuncu.

SORU - CEVAP | KONYASPORSCOUT

Hiç yorum yok

Konyaspor'u çok yakından takip eden Konyasporscout ile ligin 2. yarısı öncesi Konyaspor'u konuştuk.

Ligin ilk yarısı Konyasporda beklenilenin tam tersi çok kötü geçti sizce bunun sebebi neydi?
Uzunca bir konu aslında ama özetleyecek olursam ; teknik heyet veya yönetim, geçen sezonun 2.yarısında tespit edilen bazı sorunların önüne geçmeyi başaramadı. Sorunlardan kastım, takımın aksayan bölgelerine yapılacak olan takviyeler yahut gönderilmesi gereken futbolcuların tekrardan takımda tutulması ile bu sezonun kadro şekillendirmesini doğrudan etkiledi. Bunun yanında, ülkenin ve Türk futbolunun içinde olduğu ekonomik sıkıntılar da buna doğrudan etki etti desek yanlış olmaz. Hatırlarsınız, yayıncı kuruluşun kulüplere ödemesi gereken tutarın döviz kurunda bir anlaşmazlık vardı. Buna istinaden ödemelerin geciktirilmesi, TFF'nin koymuş olduğu kadro limiti (hakkaniyetli olan bir limiti doğru buluyorum) de kadro yapılanmasını doğrudan etkiledi. Tüm bunların yanı sıra mevcut futbolcu grubunun hem hücumda hem de defansta yapmış olduğu basit hatalar, hedeflenen puanı ilk yarı yakalayamamıza neden oldu. Ligin 8. haftasında bir kar tanesinin yuvarlanması ile başlayan süreç, büyük bir çığ olarak karşımıza çıktı maalesef.

Ligin ilk yarısında hücumda sıkıntılar göze çarptı. Devre arasının da ilk hamlesi Thuram oldu. Thuram transferi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Aykut Kocaman daha önce çalıştığı ismi, yani Bajic'i getirerek oyunu Bajic üzerine kurmayı istedi. Ona güveniyordu. Bajic'in yanında ise Erdon Daci ve Mücahit Can Akçay'ı tutarak, bu maliyeti düşük olan futbolculardan da kulübe desteği almak istedi. Kağıt üzerindeki planlama buydu. Bu planı Bajic, sergilediği kötü formla alt üst etti desem yanlış olmaz. Bana göre sezon başında Mücahit Can Akçay'ın kiralanıp, 1.veya 2. forvet görevlerini yerine getirecek ya da Bajic'i kamçılayacak bir oyuncunun olması gerekiyordu kadroda. Çünkü daha önceki sezonlar da da yaşadık, Bajic'in geri dönüşleri çok zor oluyor. Zor golleri atan, kolay golleri kaçıran bir forvet tipi bana göre. Kaçırdığı gollerle birlikte ruh hali de pek iyi bir hale bürünmedi. Oyuncuyu da rehabilite etmeyi başaramadık bu süreçte. Alınan kötü sonuçlar hem teknik heyeti, hem taraftarı hem de oyuncu grubunu moral olarak olumsuzluğa sürükledi.
Thuram transferine değinecek olursam, 1. sorunuzda bahsetmiş olduğum maddi sıkıntılardan ötürü, maliyeti düşük bir transfer olarak kulübümüze katıldı. Kendi profilimde de detaylı analizini yaptım oyunucunun. Bizim gol sorunumuzu doğrudan çözebilecek bir forvet değil. Daha çok yardımcı forvet tipinde bir oyuncu. Bajic'in önceki Konyaspor kariyierindeki en büyük destekçisi o dönem forma giyen Rangelov idi. Aykut hoca Thuram'ı, Rangelov gibi kullanabilir. Daha çok defansı dağıtıp alan açan, rakip stoperlere baskı uygulayan, dinamizmi ile fırsat kollayan bir oyuncu olarak Bajic'in eksiklerini tamamlayacaktır. Şu da var; Bana göre Bajic'i kenara alıp Erdon Daci-Thuram ikilisini de kullanabilir geliyor forvet hattında. Sonuç olarak Thuram'ı yeterli görmesem de yine de bir-iki tık mevcut duruma pozitif katkı sağlayacaktır gibi geliyor.

Konyaspor sizce transfer yapmaya devam etmeli mi? Etmeliyse hangi bölgelere yapmalı?
Bana göre transfer isteyen bölgeler, aslında geçen sezon ortasında yapılması gereken transferlerdi. Oyun kurucu-Çift yönlü bir orta saha, bir de sol kanat transferi. Uzun zamandır bu iki oyuncunun eksikliğini hissediyoruz. Maddi olanaklar çerçevesinde bu iki tip doğru oyuncu kulübümüze katılırsa Konyaspor'un çehresi biraz daha değişecektir diye düşünüyorum. Tabi hem sağ bek-hem de sol bekler konusunda da belirsizlikler var şuan. Teklif gelen futbolcuların da olduğu söyleniyor. Bir taraftan da tüm bunların şekillenebilmesi için kulübümüzden gönderilecek futbolcular da önemli. Alan açmadan tek transfer dahi yapamayız gibi gözüküyor şuan. 3-4 transferle de 2.yarıya giriş yapmamız mümkün.

Ligin ikinci yarısı sizce nasıl bir Konyaspor izleyeceğiz?
Hazırlık maçlarını izlediğimizde çok da değişen bir şey yok aslında. Hocanın da belli başlı prensipleri var. Mesela 4-4-2. Bu sistem üzerinde aynen devam eder fakat bazı futbolcu tercihleri değişebilir. Kadro derinliği katabilirsek, forma rekabeti ile birlikte alınacak puanların sayısını daha da yükseltebiliriz. Zaten ilk yarının diğer bir sıkıntısı da bu idi. Forma rekabeti olmadığından oyuncuların geri dönüşleri uzun zaman aldı. Hatta halen de Konyaspor forması giydiğini unutan futbolcular var.
İkinci yarıda Konyaspor’daki olumlu değişikliklerin gözle görülür şekilde olması için, mevcut oyuncu grubunun rehabilite edilip bir iki transferle kulübe desteği sağlanabilecek bir yapı oluşturulursa Konyaspor en azından ilk yarıdan daha çok puan toplayarak, ilk onu zorlayacak bir takım konumuna bürünecektir. Bu durumda Konyaspor taraftarına da büyük bir iş düşüyor. takıma küsmeden darılmadan ve transfer yapılsa da yapılmasa da destek çıkıp sahip çıkılması ile birlikte Konyaspor’u özlenen bir Konyaspor konumuna büründürecektir. Tüm bu olumsuzlukların dağılması bence birkaç maç kazanarak sportif başarının mevcut olanaklar çerçevesinde arttırılması ile sağlanabilir. Bunu başarabileceğimize taraftar kadar hem teknik heyetin hem de yönetimin ayrıca futbolcuların da inanması ile mümkün olacaktır.

SORU - CEVAP | BURAK EREN

Hiç yorum yok
Öncelikle ligin ilk yarısı Galatasaray için iyi geçmedi. Sizce bunun sebepleri nelerdir? İlk yarıyı kısaca değerlendirir misiniz?
Kadro mühendisliği en önemli sebep. Geçtiğimiz 2 sezonda eleştirilse de işleyen bir hücum düzeni vardı. Garry Rodrigues ve Onyekuru gibi isimlerle "hız" unsuru kullanılıyordu. O pozisyonda Babel'e geçişin adı biraz daha teknik demekti ki bu işlemedi. Seri, Nzonzi gibi tempodan uzak ama pas oyununa yatkın isimleri de ekleyince takım ağır kaldı. Yaş ortalaması da yüksek olunca kötü görüntü doğaldı sanki. Bir de sakatlık süreçleri derken ligin ilk yarısı kötü geçti. Maliyeti yüksek, iddialı isimlerden kurulu bir kadro kuruldu. Sonrasında görüldü ki kötü bir kadro mühendisliği var. Kötü gidişin ana nedeni bu.

Onyekuru ve Saracchi transfer edildi. Takıma katkıları sizce ne seviyede olur?
Takımın hızını ve temposunu yukarı çekecekler. Onyekuru, takımı bilen bir futbolcu. Fatih Hoca da ondan ne alacağını iyi biliyor. Saracchi de oldukça tempolu, kanadını bütünüyle kullanabilen bir isim. Babel / Nagatomo'nun yaş ortalaması 33'dü, bu ikilinin ise 21 / 22. Hem gençleşiliyor, hem de tempo yükseliyor. Emre Taşdemir dahi yeri geldiğinde sadece temposuyla fark yaratabildi. Galatasaray'ın takım kurgusunun özeti budur.  
Takımdan Babel ayrıldı. Bşka ayrılıklar da ihtimal dahilinde sizce kimler gidebilir veya gitmeli?
Nagatomo ve Mariano'nun ayrılığını bekliyorum. Takımın yaş haddini yukarı çıkarıyorlar ve tempo olarak da artık bu seviyede değiller. Emre Taşdemir'in de kiralık gidip, istikrarlı şekilde oynamasını isterim. Aslında ben Şener Özbayraklı'yla da devam etmez ve oraya Nazım Sangare'yi alırdım. Onun da temposu hiç iyi durumda değil ve güven vermiyor. 
Babel'le frekansı yakalayamadık. Kalitesinden hala şüphem olmasa da onun oyun tarzına uygun oynayamadık. Sol tarafta onu Onyekuru gibi kullanmaya çalıştık. Forvete geçtiğinde ise iş işten geçmiş gibiydi. Teknik ve fizik özelliği yüksek bir isim. Tekniğine lafım yok ama fizik olarak da düşmeye başlamıştı. Haliyle de taca çıkmış oldu, ayrılığı doğal. Gider Ajax'da iyi işler çıkarır, o ayrı konu. 

Stoper transferi için Murillo, Juan Jesus ve mert çetin isimleri geçiyor. Sizce hangisi transfer edilmeli?
Murillo, Celta Vigo'ya gitti. Gelmiş olsa önemli iş yapar ve savunma seviyesini yukarı çıkarırdı. Hızlı ve yürekli bir stoperdi, tam bizim kalemimiz. Mert Çetin'in avantajı yerli olması ve potansiyeli. Euro 2020 için böyle bir ayrılık yaşayabilirdi ama Roma bırakmıyor. Yerli Luyindama diyordum onun için, özellikleri benzer. Juan Jesus da hızlı, fizik gücü olan ve sol ayaklı bir stoper. Gerçekleşmesi halinde sevinirdim ama onun adına da Fiorentina iddiaları ciddi.

Orta saha için de birçok isim geçiyor. Nasıl bir profilde transfer yapılmalı?
Orta saha için transferi olmazsa olmaz görmüyorum. Belhanda'nın ayrılması halinde, gelecek maddiyata göre hareket edilir. İlla biri alınacaksa 6.5'dan 8 numara diyeceğimiz, biraz daha Lemina profilinde bir orta saha alırdım. Hem Lemina sonrasına hazırlık, hem de Lemina'nın sakatlıklarına karşı bir önlem. 10 numara ihtiyacı olduğuna inanmıyorum. Emre Akbaba / Taylan Antalyalı rotasyonu bizi taşır. Bir de sezon sonu geleceğini düşündüğümüz Mert Hakan Yandaş var.

Son olarak Andonenin dönüşü henüz belli değil. Alternatif bir santrafor alınmalı mı?
Yeni bir forvet alma lüksümüz olduğunu da düşünmüyorum. Falcao'yu şu etapta Adem Büyük alternatif altına alır. Andone'nin dönüşü 2 hafta içinde gerçekleşecekse onu beklerim. Aksi halde ise Diagne'yi döndürmeye bakarım. Ne maddi şartlar, ne de yabancı durumu yeni bir forvete izin vermez. Lüks durur ve sürekli transfer diyerek de ilerleyemeyiz. Bazen çözümü içimizden çıkarmalıyız.

OYUNCU RAPORU | SİMON FALETTE

Hiç yorum yok
Falette stoper ve sol bek mevkisinde görev alsa da orijinal mevkisi stoper. Sol bekte oynadığı maçlarda da zaten hücum olarak hiç katkı veren bir oyuncu değil de defansif yönleri ön plana çıkan bir bek gibi oynuyor. Defansın ortasında ise en geride kalıp daha çok ana görevi top kazanmak ve savunma arkasına atılan topları süpürmek. Hiç risk almadan oynayan bir profilde.


TEKNİK ARTILARI VE EKSİLERİ
Kendi profilinde bir stoperde olması gereken tüm defansif aksiyonlar çok iyi seviyede. Top kazanma ve adam paylaşımında markajlama özellikleri gelişmişteknik kategorideki özelliklerden.Rakibe yakın oynayıp alan vermemek konusunda yeterli seviyede. Diğer artısı ise kafa vuruşları.Boyunun ve zıplama özelliğindeki zamanlamayı iyi kullanıp kafa toplarında çok başarılı bir oyuncu.Özellikle rakibi karşılamada hava toplarında iyi seviyede.Teknik becerilerindeki en gelişmiş özellikleri bunlar. Pas özelliğine değinmek gerekir. Normalde gömülü savunma stoperlerinde pas özelliği çok iyi olmaz ancak Faletta biraz farklı. Çok iyi bir top tekniği yok ancak geriden oyun kurulurken basit pas hataları yapacak bir stoper değil. Yine de top tekniği, pas şiddeti ve zamanlaması gibi özellikleriyle öne çıkan ve böyle değerlendirilmesi gereken bir oyuncu değil. Pası puanlamak gerekirse; Pas zamanlaması 10 üzerinden 5 pas şiddeti 10 üzerinden 7 diyebiliriz.
MENTAL ARTILARI VE EKSİLERİ
Maç içindeki pozisyonlara gözünü kırpmadan çok cesur giriyor bu da en büyük ve en belirgin artı özelliği Falette'nin. Bununla birlikte saha içi mental özelliğinden biri de tutarlılığı. Topla ve daha ziyade topsuz oyundaki kararlılığı çok iyi seviyede. Kararsız kalıp hamle yapmakta geç kalmıyor. Sezgilerini de buna ekleyebiliriz. Birbiriyle ilintili 2 özellikten bahsedebiliriz oyuncu için. Topla rakip arasına girip ikili mücadeleye gerek kalmadan pas arası yaptığı pozisyonlar çokça görebiliriz. Eksik tarafı ise oyun içinde serinkanlı kalamaması. Özellikle topla birlikteyken pres yedikten sonra panik yapabiliyor.

FİZİKSEL ARTILARI VE EKSİLERİ
Herhalde Falette ismi ilk çıktığından beri fiziki parametreleriyle ilgili herkesin kafasında soru işaretleri var İlk önce fiziki kategoride artısı olarak topsuz oyundaki patlayıcı gücünden bahsetmek lazım. Defans çizgisi önde kurulduğunda normalde gömülü savunma stoperlerindeki en büyük aksaklık hızı ancak Falette o konuda biraz farklı. Geniş alandaki toplara yetişmesi ve hızlanması iyi seviyede. Bu kategoride en büyük sorun fiziki temposu yüksek maçlarda vereceği tepki. Maç ritmi ve dayanıklılık gibi özellikleri kötü. Birebir mücadelelerde eksik dayanıklılık seviyesi var. Bu fiziki parametre süre içerisinde gelişecek bir durum. Eğer güç ve maç kondisyon durumu iyi seviyeye gelirse Falette adına iyi bir performans izleyebiliriz.

SORU - CEVAP | SİNAN YILMAZ

Hiç yorum yok
Yazarımız Cihan Öten, Sinan Yılmaz ile futbol gündemini konuştular. Transferler, hoca değişimleri hepsi ve daha fazlasını keyifli söyleşimizde bulabilirsiniz.
Lider Sivasspor ile başlamak istiyorum. Kadrodan ayrılacak denilen Mert Hakan ve Emre'yi kadroda tuttular gibi gözüküyor. Bir de Yasin hamlesini yaptılar. Yasin sence nasıl bir transfer oldu? Sivasspor'un sence başka transfer ihtiyacı var mı ve ikinci yarı nasıl bir Sivasspor bekliyorsun?
Yasin iki kulüp için de ilginç bir transfer oldu. Bu transfer üzerine söyleyecek çok fikrim var. İyi ki sordun :) Öncelikle Sivasspor cephesi... Sivasspor liderlik koltuğuna oturunca insanlar Sivasspor yönetimini övme gereksinimi hissetti ve bu gereksinim üzerine bir takım hatalı çıkarımlar yaptılar. Sivasspor yönetimi mükemmel kadro kurmuş da, hem maliyetsizmiş, hem iyiymiş, örnek alınmalıymış gibi... Tamamen sonuç odaklı ezber yorumlar bunlar. Bizim basında, popoya göre don biçileceğine, eldeki dona göre popo biçilmeye çalışılıyor. Efendim Sivasspor'un senelerdir istikrarlı bir şekilde gitmesinde yönetimin payı büyüktür ama bu sezonki başarı tamamen bir teknik heyet başarısıdır. Zira bu sezonun yıldızı olan Mert Hakan Yandaş geçen sene de kadrodaydı ve fakat sadece 2 maça ilk 11 başlatıldı. Erdoğan Yeşilyurt geçen yıl da kadrodaydı ve sadece 1 maça ilk 11 başlamıştı. Sivasspor yönetimi bizzat kendisi bu genç oyunculardan beklenti içinde olmadığı için bu oyuncularla sözleşme yenilemedi ve şu anda Süper Lig'in en formda, en para edecek genç yerli oyuncularını üç kuruş kazanamadan elinden kaçıracak olma nedenleri bu. Ve Sivasspor yönetimi, Robinho'yu transfer ettiğinde ben "Mert Hakan gibi parlayan bir yıldızın önü kesiliyor" diye yazmıştım. Nihayetinde Rıza hoca ve ekibi taşı sıkıp suyunu çıkardı. Geçen sene takımın yıldızı olan Douglas, Diabate, Muhammet Demir, N'Dinga gibi oyuncular gitti. O oyuncularla Sivasspor ligde 12. olmuştu ve o oyuncuların yedekleriyle Rıza hoca lider! Şu da önemli detay. Avrupa'nın en yaşlı ligi Süper Lig. Bu yaşlı ligin içinde bir tane atletik, fizikli takım yaratınca, diğer takımları resmen haşat ettiler. Sivasspor fizik gücüyle, gençlik enerjisiyle dövdü rakiplerini. Çok da iyi oldu. Dayak yiyenler 35'liklerden medet ummaya devam etsin... Neyse... Bu kadro öyle zengin bir kadro değil. Mert Hakan, Emre Kılınç ve Fernando üçlüsüne sadece Erdoğan yedeklik yapabiliyordu. Abdou Razak Traore'den de beklediklerini alamadılar ve bir kanat oyuncusuna ihtiyaçları vardı. 33 yaşına gelen Yasin ile uzun olmayan, 1.5 yıllık sözleşme imzalamaları doğru. Hem de Yasin, kariyerinin sonuna gelirken, lider takıma giderek yeniden motive olabileceği bir ortam yakaladı.. Kısıtlı imkanlarla Sivasspor için iyi bir hamle olabilir Yasin hamlesi zira seneye tüm hücum hattı gidecek ve Yasin'in seneye de takımda olması biraz olsun rotasyonu güçlendirebilir... 
Öte yandan Göztepe için ise bu transfer daha da iyi bir hamle. Göztepe başkanı Mehmet Sepil'i hep övüyorduk ama Süper Lig'de o da bazı ciddi hatalar yaptı. Nasıl Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş, 5 büyük ligden çöpe çıkarılmış sözde yıldız ama özde bitik oyuncularına büyük paralar veriyorsa, bazı Anadolu takımları da Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş'tan düşen yaşlı oyunculara öyle kontratlar verebiliyorlar. Bu felsefe hem üç büyükler için hem de buna özenen Anadolu takımları için yanlış. ilhan Palut da gelir gelmez bu yanlışı düzeltme yoluna gitti. 5 büyük ligden bizim ülkemize gelen yabancılar nasıl en üst seviyede tutunamamış olmanın psikolojik yıkımını yaşıyorsa, üç büyüklerden Anadolu'ya düşen futbolcular da bunu öyle yaşıyor. Eren Derdiyok da, Yasin de Göztepe'de futbola motive olamadılar, kendilerini yeniden kanıtlama arzuları yoktu. Kendi bünyenden çıkan Halil, Galatasaray'dan sana düşen Yasin'e göre daha çok ister! İlhan hoca da bunun bilincinde olacak ki, Göztepe'nin kıymetini bilen oyunculardan kurulu bir kadro ile yoluna devam edecek... Bunu Hatay'da da yapmıştı. Önce yıldız futbolcu değil, önce takım felsefesi vardı. 

Sözün özü Yasin transferi, hem oyuncu için hem de kulüpler için win-win-win hamlesi gibi görünüyor..win-win değil triple-win :)

Sivasspor'un 2. yarıda ne yapacağına gelirsek... Önemli isimlerin hepsinin sözleşmesi bitiyor. Puan tablosuna baktıkları kadar, menajerlerinden gelen whatsapp mesajlarına da bakacaklar. Bu durumda ne kadar konsantre kalırlar emin değilim. Rıza hocayı 2. yarıda böyle zor bir liderlik görevi daha bekliyor. Fatih hoca EURO 2016'da milli takım oteline menajerlerin gelmesinden çok şikayet etmişti mesela. Transfer düşünmekten maç düşünemiyorlar demişti ve açıkça bu işle baş edememişti. Şimdi 2. yarıda rakiplerin Sivasspor'a karşı tavrı da değişecek. Zaten ilk yarının son haftalarında değişmeye başladı. Normalde taraftarı yok dediğimiz Gençlerbirliği, Sivasspor'a karşı neredeyse stadı doldurdu ve çok iştahlı oynadılar. İlk yarı 37 puan toplayan Sivas, 2. yarı 27 toplarsa başarı sayarım. İşleri artık çok daha zor. 

Galatasaray'da bir gençleştirme operasyonu yapıldı diyebiliriz. Şimdi de savunma için Murillo ismi ve bir de orta saha transferi konuşuluyor. Sence Galatasaray transferde nasıl hareket etmeli ve belkide en önemlisi orta saha transferi yapılacaksa nasıl bir tarz orta saha gerekli?
Galatasaray transferde bir felsefe belirledi mi emin değilim. Fatih hoca mesela Nagatomo ile yolları ayırma konusunda kesin kararını vermiş olsa Adana Demirspor ile oynanan hazırlık maçında Japon oyuncu 11 başlamazdı. Hala Emre Mor dahi süre alıyor. Galatasaray'ın transfer politikasını konuşmak henüz erken bence. Söylenenlerin aksine kesin kararların verilmemiş olabileceğini düşünüyorum. Orta sahaya nasıl oyuncu alınması gerektiğine gelirsek... 2. yarıdaki düzen 4-2-3-1 olacak gibi. Bu düzende 2'liye çok yük biniyor. Lemina o yükü taşısa da sık sakatlanabilen bir oyuncu. Ben defansif açıdan da güçlü, pozisyon bilgisi olan ve topla da arası iyi olan çift yönlü bir orta saha alınması gerektiğini düşünüyorum. Biraz Selçuk İnan'ın ilk geldiği hali gibi bir oyuncu gerekli. Hem topu kırmayacak hem de Seri'ye nazaran ikili mücadelelerde daha sağlam, savunma katkısı olan biri olmalı. 

Trabzonspor öncelikle hoca değişikliği yaşadı. Hüseyin hoca ikinci yarı da takımın başında olacak. Sence bu değişiklik takımı nasıl etkileyecek? ve bir de N'diaye  transfer edildi. Trabzonspor orta sahasına sence nasıl bir katkı verecek?
Ünal hocanın ayrılığı yanlıştı ama yerine getirilecek en doğru isim Hüseyin Çimşir'di çünkü yolu biliyordu. Doğru yolda giden bir takımdı Trabzonspor ve o yoldan sapmamak gerekiyordu. Yeni getireceğiniz her hoca kendisinden bir şeyler katmaya çalışırken o yoldan sapabilirdi. Bu yüzden yolu bilen Hüseyin hoca tek doğru karardı bence. Ndiaye'ye gelirsek... Takımı Championship'te diplerdeydi. Bu sezon ne durumda olduğunu bilmiyorum. Bildiğimiz Ndiaye enerjisi ile Trabzonspor'a çok şey katar çünkü Trabzonspor'un tam da bu enerjiye ihtiyacı vardı. Sturridge - Nwakaeme ve Sosa gibi oyuncuların arasına Mikel gibi ağır ve statik değil Ndiaye gibi çok koşup basabilen bir oyuncu lazımdı. Bu yüzden doğru profil olduğunu düşünüyorum. Tabi son dönemde o enerjisi ne durumda bilemiyorum. Galatasaray'dan ayrılmadan önce bazı melekeleri ciddi anlamda geri gitmişti. Umarım İngiltere'de son maçları iyi izlenerek alınmıştır zira fiziksel olarak iyi durumda olmayan bir Ndiaye'nin faydadan çok zararı olabilir çünkü en önemli olayı fizik.

Fenerbahçe, Faletteyi transfer etti. Bu transfer çok eleştirildi. TFF harcama limitlerinden dolayı şuanda resmi kadroya yazılamıyor. Falette transferi hakkında ne düşünüyorsun? Eğer harcama limitlerindeki sorun çözülürse Fenerbahçe transferde nasıl hareket etmeli?
Falatte'yi tanımıyorum ama sadece hızlı bir oyuncu ise bu transferin mantıklı tarafı var diyebilirim. Zira hem Zanka hem Rami, ağır oyuncular olduğu için önde basmaya çalışan Fenerbahçe'nin arkada ağır kalmasına ve kolay kontra yemesine neden olan isimlerdi. Serdar'ın yanında bence 2. yarıda Jailson oynar ve 3. yedek olarak da Falatte düşünülmüştür. Ben Zanka ve Rami'nin yanlış transferler olduğunun çok geç fark edildiğini düşünüyorum. Transfer soruna gelirsek bence Fenerbahçe'nin hiç transfer yapmadan şampiyon olabilecek bir oyun ve oyuncu kalitesi var. Sadece Vedat Muriqi uzun bir sakatlık yaşarsa yokluğu çok aranır onun dışında yeri dolmaz diyeceğim bir isim yok. Bence Fenerbahçe'nin şampiyon yolundaki en büyük rakibi, uzun süredir şampiyon olamamanın yarattığı baskı olacak. Örneğin 3-4 takım şampiyonluğa oynarken yapılacak basit bir puan kaybı Galatasaray'ı veya Başakşehir'i çok karıştırmaz ama Fenerbahçe'yı daha sert etkiler gibi. Hem Ali Koç'un, hem Ersun hocanın, hem de taraftarın çok gergin olduğunu düşünüyorum ve bu baskı o yüzden bozabilir düşüncesindeyim.

Beşiktaş'ın TFF Harcama Limitlerinden dolayı transfer yapması mümkün gibi durmuyor.  İkinci yarıda şampiyonluk hedefinde olan Beşiktaş saha içinde neler yapmalı?
Bence Beşiktaş şampiyonluk adayları arasında ipi göğüslemeye en uzak ekip. Hem kadro, hem oyun kalitesi olarak vaat ettikleri oldukça düşük. Abdullah hocanın çok sevdiği 'hayal ettirme' ifadesi var ya... Hah işte bu Beşiktaş hiçbir şey hayal ettirmiyor. Roco ile Rebocho ile Diaby ile Lens ile hayaller kurmak çok zor. Hedef gelecek sezonların temellerini atmak olmalıydı. Buna karşın Abdullah hoca ile kadroda performansı yükselen isimler gençler değil Atiba ile Caner oldu. Çok fazla bu sezonu hedefliyorlar bence... Bu sezon onlardan şampiyonluk beklemek çok acımasız olur. Bu gerçekle yüzleşip gelecek yılları düşünseler çok daha iyi ederler diyeceğim ama Türkiye'de maalesef böyle olmayacağını biliyorum. Abdullah Avcı'nın gelecek sezona Beşiktaş'ın başında başlama ihtimali, başlamama ihtimalinden daha düşük. Bunu herkes biliyor sanırım ve bu çok saçma bir gerçek. 

Sezon başında liderlik koltuğunda birkaç hafta kalmayı başaran Alanyaspor burada kalıcı olamasa da hala oyun yapısını ve tehlikesini koruyor. Alanyaspor için nasıl bir ikinci yarı bekliyorsunuz?
Erol Bulut ilginç bir hoca. Alanyaspor ondan önce çok renkli bir takımdı ve Erol hoca kendi tarzını bu takıma da yansıttı. O renk biraz kayboldu ve daha pragmatik bir takım ortaya çıktı. Ligin en iyi duran top kullanan takımı onlar, en disiplinli takımlarından biri onlar ama Erol hocanın takımları, gol atmak zorunda olduğunda yaratıcılıktan yoksun. Bunu kendisine de sordum bir basın toplantısında. Tabi kabul etmedi bu eleştiriyi ama ilk golü Erol hocanın takımı yediğinde maçı çevirme ihtimali çok düşüyor. Şimdi Emircan ve Mustafa Pektemek gibi tam hocanın tarzına uygun iki hücumcu aldılar. Yani yönetimle uyumları sağlam görünüyor. Bu oyuncular, savunmayı rakip ceza alanından başlatma konusunda fayda sağlayacak tipte baskıyı seven oyuncular. Bence Anadolu'nun en iyi kadrosu Alanya'da. İlk 7 içinde olmazlarsa büyük başarısızlık olarak kabul ederim ama büyük ihtimalle ilk 7'de olacaklardır. Erol hocanın ilk yılı için de ilk 7 iyi bir hedef. 
© all rights reserved
Designed by DastgeerTech